" Alıntı Makaleler " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Peygamber Mucizelerinden İlmi Keşiflere

Cenab-ı Hak manevi kemalât gibi, maddeten terakkiyi de en evvel peygamberler vasıtası ile insanlığa hediye etmiştir.

Beyanı mucize olan Kur’ân, Rabbimizi (cc) bize bildiren bir nurdur ki; biz o nur vasıtasıyla başta Rabbimizi (cc) bütün sıfat ve isimleriyle tanıyor, endişe ile merak ettiğimiz istikbalimizi O’nun (cc) nuru ile görüyoruz. Üzülerek ayrıldığımızı zan ettiğimiz dost ve yakınlarımızın aslında yok olmadıklarını yine O’nun (cc) nuru ile öğreniyoruz. Bu koca aleme ne için ve nereden geldiğimizi ve nereye gideceğimizi ise O’nun (cc) Habib’inden (asm)öğreniyoruz.
Evet, Kur’ân öyle bir nurdur ki kâinatı aydınlatıyor, ahireti aydınlatıyor. Her bir suresi, ayetleri, kelimeleri, hatta harfleri ve hatta nokta ve sükûnları dahi birer mucize olarak zikredilen hakikatleri bize bildiriyor.
Bu yazıda Kurân’ın mucizeliğinden bir numune olarak, Kurân’da zikredilen peygamber kıssa ve mucizelerinden birkaç numune gösterecek, Kur’ân-ı Kerim’in asrımıza bakan bir icazını tahlil etmeye çalışacağız.

Her şey Kurân’da vardır

Bir ayet-i kerimede Cenab-ı Hak mealen:
“Yaş ve kuru ne varsa Kitab-ı Mübin’de vardır.” (Enam, 59) buyurmuştur.
Bu ayet hakkında müfessirler; “Kitab-ı Mübin’den maksat Kurân’dır. Kur’ân her şeyden bahseder.” demişlerdir. Bu münasebetle bir sual akla gelmektedir:
Madem kelam-ı ezeli olan kitabımız her şeyden bahsediyor. Acaba şu içinde yaşadığımız asrımızdan da bahisler mevcut mudur? Özellikle bu asırda, medeniyetin harikaları olan teknolojik gelişmelerden de bahisler Kurân’da bulunmakta mıdır? Mesela elektrik, gemi, ulaşım vasıtaları, iletişim araçları Kurân’da ver mıdır?
Evet, böyle bir suale karşı yukarıda zikrettiğimiz ayet-i kerime:
“Yaş ve kuru ne varsa Kurân’da vardır.” demekle asrımızın harikalarının da Kurân’da mevcut olduğunu ilan etmektedir. Fakat Kurân’ın asıl maksadı, insanoğluna Rabbini tanıtmak, kendi mahiyetini bildirmek ve ebed yolculuğuna insanı hazırlamaktır. Kur’ân, ahiret yurduna namzet olan insana bu dünyadaki ulvi vazifelerini bildiren bir rehber, mürşit ve terbiye edicidir. Dolayısıyla bu dünya hayatı ile ilgili her şey bu ulvî maksatlar ölçüsünde Kurân’da yer almaktadır.

Peygamberler medeniyetin önderleridir

Kurân’ın medeniyet ve teknolojik icatlar ile ilgili haberlerini Kurân’ın bu maksadına yaraşır bir surette ‘mucizat-ı enbiya’ (peygamber mucizeleri) ayetlerinde görmekteyiz. Cenab-ı Hak, peygamberleri, insanoğlunun manevi kemalâtı için bir rehber ve imam olarak göndermiştir. Aynı zamanda maddeten ilerleme ve terakkileri için de her bir peygambere bazı harikalar verip, onların seviyesine teşvik ile insanlık için birer ustabaşı ve model yapmıştır. Yani Cenab-ı Hak, Kurân’da, insanoğluna manen şöyle demektedir:
Manen ve maddeten yükselmek istiyorsanız gönderdiğim elçilerime itaat ediniz!
Evet, Kurân’da Cenab-ı Hak, peygamberlerin manevî kemalâtından bahsederek onlardan istifadeye bizi teşvik ettiği gibi, onların mucizelerinden de bahsederek o mucizelerin benzerlerine ulaşmaya insanoğlunu teşvik etmektedir. Hatta şöyle bir ifade yanlış olmayacaktır: "Cenab-ı Hak manevî kemalât gibi maddeten terakkiyi de en evvel peygamberler vasıtası ile insanlığa hediye etmiştir."
Mesela, insanoğlu gemiyi Hz. Nuh’tan (as), saati Hz. Yusuf’tan (as), terziliği Hz. İdris’ten (as) ve demiri yumuşatıp tel ve benzeri şekillerde kullanmayı Hz. Davut’tan (as) öğrenmiştir. Onun için, her sanatın peygamberlerden birer pîri vardır: Gemicilerin Hz. Nuh (as), terzilerin Hz. İdris (as), saatçilerin Hz. Yusuf (as), demircilerin Hz. Davut (as) gibi.
Bu misalleri çoğaltmak mümkün. Biz şimdi ‘mucizât-ı enbiya’ ayetlerinden beş misal vererek Kur’ân-ı Azimüşşan’ın icazından bir katre, bahsimiz münasebetiyle nazarlarınıza arz edeceğiz.

1. Hz. Süleyman’ın (as) havada uçması

Mesela Kurân-ı Kerim’de Sebe suresi 12. ayette şöyle buyrulmaktadır:
وَلِسُلَيْمٰنَ الرّ۪يحَ غُدُوُّهَا شَهْرٌ وَرَوَاحُهَا شَهْرٌ
Mealen; Hazret-i Süleyman (as), bir günde havada uçmak ile iki aylık bir mesafeyi kat etmiştir, diyor. İşte bu ayet ile Cenab-ı Hak bize, size yol açıktır bir kulumu nefsinin heveslerini terk ettiği için havaya bindirdim, siz nefsinizin tembelliğini bıraksanız kâinattaki cari kanunlarıma uysanız sizi de havaya bindiririm, demekle ulaşım noktasında insanoğlunun ulaşabileceği nihaî hedefe işaret edip, insanoğlunu buna teşvik ediyor. Bu teşvikle Kurân-ı Azimüşşan sadece uçağa değil, belki daha ilerilerine de parmak basıyor.

2. Hz. Musa’nın (as) âsâsı

Bakara suresi 60. ayette şöyle buyrulmuştur:
فَقُلْنَا اضْرِبْ بِعَصَاكَ ا لحَْجَرَ فَانْفَجَرَتْ مِنْهُ
اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْناً
Mealen; “Biz O’na asanı taşa vur dedik. O vurunca ondan on iki çeşme fışkırdı.” buyrulmaktadır. Bu ayet, Musa’nın (as) bir mucizesinden bahsederken, işari olarak da zemin altında gizli halde bulunan rahmet hazineleri diyebileceğimiz, su kaynakları, petrol, doğalgaz gibi nimetlerden basit aletlerle istifade edebileceğimizi haber vermektedir. Evet, günümüzde insanoğlu bu nimetlerden istifade yolunu sondaj denen bir aleti geliştirerek bulmuştur.

3. Hz. İsa’nın (as) ölüleri diriltmesi

Âl-i İmran suresi 49. ayette geçen bir ibarede şöyle buyrulmuştur:
وَاُبْرِئُ الْاَكْمَهَ والْاَبْرَصَ وَاُحْيِي الْمَوْتٰي بِاِذْنِ اللّٰهِ
Mealen İsa (as) hakkında; “Ben Allah’ın izniyle körü ve alacalıyı iyileştirir, kurtarır ve ölüleri diriltirim.” zikredilmesiyle, İsa’nın (as) yüksek ahlâkı yanında elindeki tıp ilmine dahi işaret edilerek, en devasız zan edilen hastalıkların dahi tedavilerinin bulunabileceğini ayetin ifadesinden anlamaktayız. Hatta yine dikkat edersek ölümün bile geçici olarak durdurulabileceği yukarıdaki ayette ima edilmektedir. İşte Cenab-ı Hak bize tıp ilminde insanoğlunun ne kadar ileri gidebileceğinin nihai hududunu çizerek işaret etmektedir.

4. Hz. Süleyman’ın (as) Belkıs’ın tahtını getirmesi

Neml suresi 40. ayette şöyle buyrulmaktadır:
قَالَ الَّذ۪ي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا اٰتِيكَ
بِه۪ قَبْلَ اَن يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَط فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرّاً عِندَهُ
Mealen; Hz. Süleyman’ın (as) bir vezirinin Belkıs’ın tahtı hakkında “Gözünüzü açıp kapayıncaya kadar sizin yanınızda o tahtı hazır ederim.” ifadesi geçmektedir. Bu ayetten bize uzak mesafelerden maddenin aynen veya sureten naklinin mümkün olduğu hakikati Kur’ân tarafından işaret edilmektedir. Bugün insanoğlu ses ve görüntü naklini gerçekleştirmiş ve madde nakli için ise çalışmaktadır.

5. Hz. İbrahim’in (as) ateşte yanmaması

Hz. İbrahim’in (as) bir mucizesini bahseden Enbiya suresi 69. ayette şöyle buyrulmuştur:
قُلْنَا يَا نَارُ كُون۪ي بَرْد اً وَسَلَاماً عَلٰٓي اِبْرٰه۪يمَ
Mealen; “Ey ateş! İbrahim’e karşı soğuk ve selametli ol.” zikredilmektedir. Bu ayet bize işari olarak; “Nasıl ki ateş Allah’ın (cc) emriyle Hz. İbrahim’i (as) ve elbisesini yakmadı, eğer siz de ey insanoğlu, Allah’ın (cc) kâinatta cari olan kanunlarına riayet edip çalışırsanız yüksek sıcaklıklara dayanan elbiseler yapabilirsiniz.” demektedir. Evet, bugün insanlık, Hz. İbrahim’e (as) ihsan edilen bu mucizeye yakın elbiseleri geliştirmiş ve kullanmaktadır.
Fakat burada en mühim olan husus kanaatimizce şudur ki; asıl maharet, dünyevi ateşten ziyade uhrevi ateşten korunmak ve korunma yollarını bulmaktır. Bunun ise ruhumuza iman elbisesini tam giydirmekle olabileceğini sanki ayet-i kerime bize ihtar ediyor gibidir. Cenab-ı Hak Hz. İbrahim’i (as) ateşten muhafaza buyurduğu gibi bizleri de cehennemin alevlerinden muhafaza edecek salih amelleri cümlemize ihsan eder niyazındayız.
Zikrettiğimiz peygamberlerin mucizelerinden bahseden ayetlerden anlaşılıyor ki;
“Kur’ân, her asra hitabeden bir mucize olmakla beraber mucizât-ı enbiya ayetleri özellikle asrımıza bakıyor ve işaret ediyor. Peygamberleri hem manen hem maddeten rehber almayı bize emrediyor.”
Cenab-ı Hak başta Resul-i Ekrem Efendimiz (asm) olmak üzere cümle peygamberlerin şefaatlerine mazhar eylesin.
Yazar: M. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Peygamber Mucizelerinden İlmi Keşiflere Said YÜKSEL

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com