" Ahlak " 1 ek soru var. 3 yorum

 

 Dünyanın farklı yerlerinde muhtaç olan kardeşlerimize yardım etmek dini bir vecibe midir?

Yardımlaşmak insanî bir görevdir. Peki İslam yardımlaşmaya nasıl bakar? Yardımlaşmak yalnızca vicdani bir görev midir? Yoksa İslamî bir emir midir? İslamî ölçülerle muhtaç olan Müslümanlara yardım etmek için insanları nasıl teşvik edebiliriz?

Cevap:

Değerli Kardeşimiz;
Allah (cc) ayet-i kerimelerde “iyilik ve takva üzerine yardımlaşın” buyurmuştur
“Allah’ın sana verdiği (servet) ile ahiret yurdunu ara. (Bul, hayır yap.) Dünyadan da nasibini unutma. Allah sana, nasıl iyilik ettiyse, (sen de) öyle iyilik et!” (Kasas, 77)
 “İyilik ve takva üzerine yardımlaşın. Günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan sakının!” (Maide, 2)
 “Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) sarf etmedikçe (gerçek) iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne sarf ederseniz, artık şüphesiz ki Allah onu hakkıyla bilendir.” (Âl-i İmran, 92)
“Allah yolunda sarf edin! (Kendinizi) ellerinizle tehlikeye atmayın ve iyilik edin. Şüphe yok ki Allah iyilik edenleri sever.” (Bakara, 195)
“Ve ıslah edilmesinden sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın; (azabından) korkarak ve (rahmetini) ümit ederek ona dua edin! Şüphe yok ki, Allah’ın rahmeti iyilik edenlere (pek) yakındır.” (A’raf, 56)
Toplum hayatındaki saadet ve huzur Kuran-ı Kerim’in kazandırdığı yardımlaşma ve dayanışma düsturuyla sağlanabilir
Bediüzzaman Hazretleri, Kuran ahlakının toplum hayatına kazandırdığı ulvi neticeleri anlatırken, toplum saadetinin mayasını oluşturan yardımlaşma ve dayanışma hasletinin gerekliliğini şöyle izah etmektedir.
“Kuran-ı Kerim’in verdiği manevi terbiyenin gayesi; birinci olarak fazilet ve rızay-ı İlahi’yi esas tutmak, ikinci olaraksa; teavün (yardımlaşma) düsturunu toplum hayatında esas yapmaktır.
İşte Kuran-ı Kerim’in verdiği terbiye ile toplumdaki her bir fert anlar ki; Hakk’ın gerektirdiği ittifaktır (birlik ve beraberliktir), teavün (yardımlaşma) düsturunun gerektirdiği ise birbirinin yardımına koşmak ve birbirinin ihtiyacını gidermektir, İslamiyet’in gerektirdiği ise uhuvvettir, kardeşliktir.” diyerek toplumun saadetinin ancak müminlerde bulunan teavün ve tesanüd (yardımlaşma ve dayanışma) düsturunun esas yapılmasıyla sağlanabileceğini bildirmektedir.
İslâmiyet’in esası teavün ve tesanüddür
İslâmiyet'ten önce de sonra da hiç bir din ve fikir sistemi onun kadar bu konuya eğilmemiş, yardım anlayışı ve bu anlayışın uygulanışını bu kadar geniş boyutlara ulaştıramamıştır.
Allah Teâlâ, Kur'an-ı Kerim'de; “Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında, biz paylaştırdık; bir kısmı bir kısmını hizmetkâr edin(erek yanında çalıştır)sın diye, kimilerini kimilerinin üstünde derecelerle yükselttik Rabbinin rahmeti ise, (onların) biriktirmekte oldukları şeylerden hayırlıdır.” (Zuhruf, 32) buyurmuştur.
Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimiz bu gerçeği, her birimiz günlük hayatımızda da görmekteyiz. İnsanlık tarihi boyunca olduğu gibi bugün de hiçbir toplumda, ortak bir hayat ve geleceği paylaşan insanlar aynı düzeyde değildir. Zayıfı, güçlüsü, fakiri, zengini, erkeği kadını... ile insan toplulukları hem bir tezat, hem bir âhenk meydana getirmektedirler. Tabiattaki bu başkalık, bu tezat bir hareketin kaynağını oluşturuyor ki, buna, "hayat" diyoruz. Yaratılıştan gelen bu farklılıkla hayatın içinde yoğrulan insanlar muhakkak birbirlerine ihtiyaç duymaktadırlar. Onun için Zen merde, civan pîre, kemân tîre muhtaç, Ebnây-ı beşer, hâsıh birbirine muhtaç (Yâni, kadın erkeğe, genç ihtiyara, yay oka muhtaç. Kısacası insanlar birbirine muhtaç) demişlerdir. İnsanların böyle karşılıklı birbirlerine muhtaç olmaları topumda yardımlaşma zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.
Peygamber Efendimiz (asm) “komşusu açken tok yatan bizden değildir” buyurmuştur
Yardımlaşma, toplum hâlinde yaşamanın doğal bir sonucudur. Bunun için İslâmiyet yardımlaşmayı, bütün maddî ve mânevî hayatımızı kapsayacak şekilde en geniş sınırları ile ele almış ve dinî-ahlâkî bir görev olarak ortaya koymuştur. Kur'an-ı Kerîm'in pek çok ayetinde bu konuya temas edilerek, müslümanlar yardımlaşmaya teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber (asm) de sayısız hadislerinde maddî ve mânevî yardımın insan hayatındaki önemini dile getirmiştir. Nitekim zekât vermekten, tatlı söz ve güler yüzle davranmaya kadar her şeyin iyilik kapsamına alındığını düşünürsek, dinimizin yardımlaşma sınırını ne kadar geniş tuttuğunu daha iyi kavrarız.
Yardım anlayışının özünde fedakârlık vardır. Maldan sevgiye kadar her şeyin bir başkasına verilmesi söz konusudur. Bu verme işi bazen zekât ve fitrede olduğu gibi mecburi olsa da, çoğu zaman tamamen isteğe bağlıdır. Yine zekât belli bir miktarda alındığı halde sadakanın sınırı yoktur; dileyen dilediği kadar verir. Böylece müslümanlar arasında en geniş manada yardımlaşma yapılır. Bu maddî yardımın dışında, müslümanlar başkalarına söz ve davranışları ile de iyilik yapmak, onlara sevgi ile bağlanmak zorundadırlar. Bu da onların görevidir. (Şamil İslam Ansiklopedisi)
Peygamber Efendimiz (asm) müminin mümine yardım etmesinin; amellerin en faziletlisi olduğunu, Allah’ın (cc) da kıyamet günü ve dünyada o kişiye yardım edeceğini bildirerek ümmetine daima yardımlaşma ve dayanışmayı emretmiştir.
Amellerin en faziletlisi mümin kardeşine yardım etmektir
“Amellerin en faziletlisi, avret yerlerini örtmek, karnını doyurmak ve bir ihtiyacını karşılamak suretiyle bir mümini sevindirmektir.” (Taberani)
“Nafile amellerin en faziletlisi mümin olan din kardeşine sevinç vermek, yani sevindirmek yahut borcunu ödemek veya ekmek yedirmek ki, nefsinin arzu ettiği taamlardan mümkün olanı yedirmektir.” (Ramuz)
“Her kim kardeşinin ihtiyacını gidermek için yürürse, onun için yirmi sene itikafa girmekten daha hayırlıdır. Her kim Allah rızası için bir gün itikafa girerse, Allah onunla cehennem arasında üç hendek yaratır. Her hendek, iki ufuk arasından daha uzaktır.” (Taberani, Hakim)
Mümin kardeşine yardım edene, Allah (cc) hem dünya hem ahirette yardım eder
“Bir kul kardeşine yardımda bulundukça, kendisine de Allah daima yardım eder.” (Müslim)
“Dünyada iyilik işleyenler, ahirette iyiliğe kavuşanlardır. Kimler de dünyada kötülük işlerse, işte onlar ahirette kötülüğe kavuşanlardır.” (Fazlullah, el-İsabe)
İbnu Ömer (ra) anlatıyor:
"Resulullah (asm)  buyurdular ki: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim, kardeşinin ihtiyacını görürse Allah da onun ihtiyacını görür. Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyamet gününün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu kıyamet günü örter." (Ebû Dâvud, Tirmizî, Buhârî, Müslim)
“Kim kardeşinin bir iyiliğe erişmesi veya onu sevindirmek için bir yetkiliye aracılık ederse, Allah onu cennette yüce mertebelere yükseltir.” (Taberani)
Mümin kardeşini darda kalmaktan kurtaranı, Allah (cc) felaha kavuşturur
“Kim duasının kabul olmasını ve kederinin giderilmesini isterse darda kalanı feraha kavuştursun”. (İbn-i Ebi'd-Dünya)
Mümin kardeşinin ihtiyacını karşılayan kabir azabından emin olur
“Allah'ın bir takım kulları vardır ki, onları, insanların ihtiyacını gidermek için yaratmıştır. İnsanlar ihtiyaçları için onlara başvururlar. İşte bunlar kabir azabından emindirler.” (Taberani, İbn-i Hıbban, İbn-i Ebi'd-Dünya)
Mümin kardeşinin ihtiyacını karşılayanın her adımına Allah (cc) yetmiş sevap yazar
“Her kim, Müslüman kardeşinin ihtiyacını karşılamaya giderse, Allah her adımına yetmiş iyilik yazar ve ondan ayrıldığı yerden geri dönünceye kadar, yetmiş günahını siler. Eğer ihtiyacı onun eliyle karşılanırsa, anasından doğduğu gün ki gibi günahlarından çıkar. Bu esnada ölürse, sorgusuz sualsiz cennete girer.” (İbn-i Ebi'd-Dünya, Esbehani)
Mümin kardeşine yardım eden, Allah’ın (cc) sevgisine mazhar olur
“Her türlü iyi hareket sadakadır. Hayra delalet eden hayrı yapan gibidir. Allah yardım isteyenlerin yardımına koşanları sever.” (Dârekutnî)
İyilik etmek güzel ahlakın alametidir
Vâsitî diyor ki:
Güzel huy, halkı rahatlık ve darlık anlarında hoşnut etmektir. (İhya-u Ulumiddin)
İhsan ve iyilik güzel huydur. Günah da kalbi ıstıraba sevk edip herkesin muttali’ olmasını istemediğin şeydir. (Müslim)
Nevvas bin Sem’an (ra) der ki: Rasulullah’a (asm) iyilik ve kötülüğün ne olduğunu sordum, o da şöyle buyurdu:
“İyilik güzel ahlaktır. Kötülük ise, nefsinin tereddüt ettiği, insanların bilmesini arzu etmediğin şeydir.” (Müslim)
Allah’a emanet olunuz. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Dünyanın farklı yerlerinde muhtaç olan kardeşlerimize yardım etmek dini bir vecibe midir?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
Alper "17.8.2011 21:19" tarihinde demiş ki:
Güzel cevabınızdan dolayı Allah razı olsun.
selime "7.1.2013 10:52" tarihinde demiş ki:
çok güzel bir cevap. Allah razı olsun
msçalışkan "29.4.2014 01:07" tarihinde demiş ki:
allah senden razı olsun

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com