" Allah (cc) " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Ayet ve hadislerdeki "Allah'ın eli" ifadesi nasıl anlaşılmalıdır?

Ayet ve hadislerdeki "Allah'ın eli" ifadesi nasıl anlaşılmalıdır? Bu ifadeden dolayı Allah'a bir şekil vererek düşünmek uygun mudur?

Cevap:

Değerli Kardeşimiz;

“Müteşâbihâtta (ma‘nâsı açık olmayıp, îzâha muhtaç beyanlarda), ma‘nâ-yı mecâzînin (dolaylı olan ma‘nânın) ma‘nâ-yı hakikinin (gerçek ma‘nânın) lâfzıyla, üslûbuyla gösterilmesindeki hikmet, insanların me’lûf (alıştıkları) ve ma‘lûmları olmayan ma‘nâları ve hakikatleri zihinlerine yakınlaştırıp kabûl ettirmekten ibârettir. Meselâ ‘yed’ (el)’in ma‘nâ-yı mecâzîsi insanlara me’nûs (tanıdık) olmadığından, ma‘nâ-yı hakikinin şekliyle, lâfzıyla gösterilmesi zarûreti vardır.” (İşârâtü’l-İ‘câz, 13)
Müteşabihat denilen Kur'ân-ı Kerim'in üslûbları, hem hakikatlere geçmek, hem de en derin incelikleri göstermek için, ilmi olmayan halkın gözlerine birer dürbün, birer gözlüktürler.
Hem halkın anlayışlarını saygı ile koruyup gözetme, hissiyatına hürmet etme, fikirlerine ve akıllarına göre konuşmak gerekmektedir.
Bu sırdan dolayıdır ki; edipler ve belagat ilminin üstadları büyük bir ölçüde ince hakikatleri tasavvur etmek  ve dağınık manaları tasvir ve ifade etmek için istiare ve teşbihlere müracaat etmişlerdir. Müteşabihat dahi ince ve zor istiarelerin bir kısmıdır. Zira müteşabihat, ince hakikatlara suretlerdir.
Hem halk, alıştıkları üslûblardan ve ifadelerin çeşitlerinden ve daima hayallerinde bulunan kelimelerden, anlamlardan ve ibarelerden bağımsız düşünemediklerinden, çıplak hakikatleri ve aklî meseleleri idrakte zorlanırlar. Anlayamazlar. Ancak o yüksek hakikatlerin, onların alışık olduğu ifadelerle anlatılması gerekmektedir. Fakat Kur'ânın böyle ifadelerinin hakikat olduğunu itikad etmemelidirler ki; Allah’ı cisim  olarak algılama ve O’nun belli bir  şekle ve vücuda sahip olduğunu iddia etmek  gibi imkansız ve batıl şeylere kapılmasınlar. Ancak o gibi ifadelere, hakikatlere geçmek için bir vesile nazarıyla bakılmalıdır.
"Allah'a "el" nisbet eden birçok âyet ve hadis vardır ki, bunların bazısı, sayı beyan olunmaksızın "Allah’ın (kudret) eli onların (sana bîat eden) ellerinin üzerindedir."(Feth, 10 ), âyeti ve "Allah'ın eli toplumla beraberdir.", hadisi gibi mutlaktır. Bu âyet, aynı şekilde "(Allah:) “Ey İblis! İki elimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni men‘ eden nedir?" (Sâd, 75) âyeti "Allah'ın iki eli de sağdır." hadisi gibi bazısında "iki yed" (iki el) zikredilmiştir. Bazısında da çoğul gelmiştir "Ellerimizin yaptıklarından kendilerine nice hayvanlar yarattık" (Yasîn, 71) âyeti gibi. Bunlardan ise bir akaid (inanç) meselesi hasıl olmuştur. Selef âlimleri demişlerdir ki, "Kur'ân'da Allah'a yed (el) isnat edilmiş olduğu ve "O’nun misli gibi hiçbir şey yoktur." (Şûrâ, 11) gereğince yedullahın (Allah'ın eli) bizim bildiğimiz özel cisim olamayacağı da akıl ve nakil gereğince bilindiği için, biz 'Allah'ın yedi (eli) vardır' diye iman eder ve hakikatini Allah'ın ilmine bırakırız, yorumuna kalkışmayız...". Yani bunu müteşabihlerden tanımışlar ve "O (Kur'ân)ın tevilini ancak Allah bilir" (Âli İmrân, 7) demişlerdir. Fakat sonradan bazı Mücessime mezhebinde olanlar ortaya çıktığı için, Kelam âlimleri bunların muhkem âyetlere göre her birini makamına uygun bir mânâ ile yorum ve izahını caiz görmüşlerdir.
Arap dilinde (el) kelimesi çeşitli şekillerde kullanılagelmiştir:
1. Bilinen özel uzvun ismi ki kâh bileğe ve kâh koltuğa kadar söylenir.
2. Nimet mânâsınadır ki çoğulunda kullanılır. "Yanımda filanın nimeti çoğaldı." "Filanın bende bir nimeti var ki onun üzerine kendisine teşekkür ediyorum." denilir. Dilimizde bu mânâ pek bilinmemektedir. Fakat "efendim elinizin altında yaşıyayım" denildiği zaman da nimetiniz ve yardımınız sayesinde demek olur.
3. Kuvvet ve kudret mânâsınadır. Nitekim "kuvvetlerin ve akılların sahibi" diye tefsir edilmiştir. Sîbeveyh'in naklettiği üzere araplar derler ki, maksat tam kudreti inkâr etmektir. Yani "Senin buna pek kudretin yoktur" demektir. Dilimizde de bu mânâ çok bilinir. Mesela "El, elden üstündür arşa varıncaya kadar" denilir ki, "Kudret, kudretten üstündür, ancak Allah'ın kudretinin üstünde hiçbir kudret yoktur" demektir. Aynı şekilde, "Filanın bunda eli var, yahut parmağı var" denildiği zaman da tesiri, etkisi var demektir ki, bu da kudret mânâsına aynı köktendir. Bu cümleden olmak üzere dilimizde "el", âlet ve iş yapma aracı mânâsına da kullanılır, "Bu işte filanın eli filandır; filan, filanın eli ayağıdır" denildiği zaman bu mânâ kastedilir. Bu kullanma şekli, Arapça'da da yok değildir.
4. "Mülk" mânâsınadır. "Şu arazi filanın yedindedir" denilir ki, mülkiyeti altında veya tasarrufundadır, demek olur. Nitekim "Nikah bağı elinde bulunan erkek" (Bakara, 237) demek, nikahı akdetmek selahiyetine sahip olan demektir.
5. Yardımın ve özelleştirmenin şiddeti mânâsınadır ki, "Ben bunu elimle yaptım" demek, "kendim yaptım" demek olduğu gibi, "İtina ettim, çok özel şekilde önem verdim, şu halde bence büyük bir kıymeti vardır" demek de olur. Âdem hakkında "Kendi iki elimle yarattığım" (Sâd, 75) buyurulması bu cihetle bir özel şerefi beyandır.
İşte Allah Teâlâ'ya nisbet edilen "yed" de birincideki mânâdan başka hepsi için düşünülmesi mümkündür. Ebu'l- Hasen el-Eş'arî (ra) bazı sözlerinde demiştir ki, "Yedullah (Allah'ın eli), zâtullah (Allah'ın zâtı) ile kâim bir sıfattır ki kudretten başkadır. Ve ıstıfa (seçme) yoluyla tekvin (yaratma) bunun şanındandır". Fakat Eş'arî'nin, tekvîn sıfatını kudret sıfatına dönüştürdüğüne göre böyle demesi, yed (el) mutlak kudret değil, bir özel kudrettir mânâsına kabul edilebilir. Âlimlerin çoğu da Allah Teâlâ hakkında yed (el)in, kudretten veya nimetten ibaret olduğunu söylemişlerdir." (Elmalılı Hamdi Yazır-Hak Dini Kuran Dili)
Allah'a (cc) bir şekil isnad etmek haramdır
Onun zatını idrak etmek aklen mümkün değildir. Çünkü Allah'ın hiçbir benzeri yoktur. Hiçbir şey O'na denk değildir. (İhlâs, 1-5). Gözler Onu idrak edemez, (el-En'âm, 103). Çünkü aklın ulaşabildiği ve kavrayabildiği şeyler ancak madde cinsinden olan şeylerdir. Allah ise madde değildir. Duyu organlarımızla tespitini yaptığımız ve hâlen yapamadığımız eşyanın tümü noksanlıklardan uzak olan bir yaratıcı tarafından yaratılmıştır. Yaratılan ise yaratıcısının ne parçası, ne de benzeridir.
Allah (cc) kâinattaki hiçbir mahlûka benzemediği için insan aklı dünyada O’nu (cc) tasavvur edemez
Bir masa onu yapan marangoza benzemediği gibi Allah (cc) da yarattıklarına benzemez. Maddeden mücerrettir. Dolayısıyla yer edinme, zamana mahkûm olma, büyüme, gelişme, bütünleşme veya parçalanmadan uzaktır. Başlangıcı ve sonu yoktur.
İnsana, hiç görmediği bir şey anlatıldığı zaman o kişi anlatana “Yani nasıl, neye benziyor?” gibi sorular yönelterek, anlatılan şeyin mahiyeti hakkında ipuçları elde etmeye çalışır.
Bunlar gösteriyor ki, insanların eşyayı tanıyabilmesinin iki yolu vardır. Bunlardan birincisi, bilmediği ve görmediği bir şeyi benzerlerinden hareketle tanımaya çalışmak; diğeri ise zıddından hareket etmek suretiyle anlamaya çalışmaktır.
 İşte bunun içindir ki insanların Allah’ın (cc) vücudunu tam manasıyla kavrayabilmesi mümkün değildir. Çünkü O’nun benzeri ve zıddı yoktur.
Allah (cc) kullarına cemalini cennette gösterecektir
“Nice yüzler vardır ki, o gün (ahirette) parlaktırlar! Rablerine nazar edicidirler! (Allah’ın cemalini görmeye mazhar olurlar!)” (Kıyame, 22-23)
Hz. Cabir İbn-u Abdillah (ra) anlatıyor:
Resulullah (asm) buyurdular ki:
“ Cennet ehli nimetler arasında yaşarken onlar için bir nur parlar. Onlar derhal başlarını kaldırırlar. Rab Teala’yı başlarının üzerinde kendilerine yaklaşmış ve: “Ey cennet ehli sizlere selam olsun!” dediğini görürler.”
Resulullah devamla dedi ki:
“İşte bu hal Kuran’da zikri geçen ‘Rahmet sahibi Rab’lerinden onlara selam vardır.’ ayetinin haber verdiği durumdur. Rab Teala onlara onlar da Rab Teala’ya bakarlar. O’na baktıkları müddetçe etraflarındaki cennet nimetlerinden iltifat etmezler. Bu hal onların nazarında Rab Teala hicaba bürününceye kadar devam eder. Rab Teala hicaba bürünür, fakat Allah’ın nuru ve bereketi cennet ehlinin üzerinde ve makamlarında baki kalır.”
Bu ayet ve hadisten açıkça anlaşıldığı üzere kadın-erkek cennet ehli olan bütün müminler ahirette Allah’ı görecektir.

Allah'a emanet olunuz. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Ayet ve hadislerdeki "Allah'ın eli" ifadesi nasıl anlaşılmalıdır? 

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com