" Hac " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Hac hakkında kim ne dedi?

“Makbul bir hac dünya ve dünyadaki her şeyden daha iyidir. Ona cennetten başka karşılık verilmez.” (Buhari, Müslim)

Cevap:

Hz. Ali (ra):


“Allah’ın evini ziyaret için çıktığınızda haccınızı Resulullah’ın ziyareti ile tamamlayın. Zira bunu terk etmek cefadır ve buna emredilmişsiniz. Haccınızı aziz ve celil olan Allah’ın sizlere hakkını ve ziyaretini gerekli saydığı kabirleri ziyaret ederek tamamlayın. Ve bu kabirlerin bereketiyle rızık talep edin.” (El-hisal)
“Allah insanlara kıble kıldığı Beyt-ül Haram’ını (Kâbe’yi) ziyaret edip hac etmeyi farz kıldı. İnsanlar suya koşan susuz hayvanlar gibi oraya koşuşurlar, güvercin kafilesi gibi oraya sığınırlar. Münezzeh olan Allah, Beyt-ül Haramı kendi azameti karşısında insanların tevazu ve alçak gönüllülüğüne bir işaret ve izzetini (yüceliğini) kabul için bir gösterge kıldı.” (Nech-ül Belaga, 1. hutbe)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri:

“Hacc-ı şerif, bilasâle herkes için, bir mertebe-i külliyede bir ubudiyettir. Nasıl ki bir nefer, bayram gibi bir yevm-i mahsusta, ferik dairesinde, bir ferik gibi padişahın bayramına gider ve lûtfuna mazhar olur. Öyle de, bir hacı, ne kadar âmî de olsa, kat-ı merâtib etmiş bir velî gibi, umum aktâr-ı arzın Rabb-i Azîmi ünvanıyla Rabbine müteveccihtir, bir ubûdiyet-i külliye ile müşerreftir. Elbette, hac miftâhıyla açılan merâtib-i külliye-i Rububiyet ve dürbünüyle nazarına görünen âfâk-ı azamet-i Ulûhiyet ve şeâiriyle kalbine ve hayaline gittikçe genişlenen devâir-i ubûdiyet ve merâtib-i kibriyâ ve ufk-u tecelliyâtın verdiği hararet, hayret ve dehşet ve heybet-i Rububiyet “Allahu Ekber, Allahu Ekber” ile teskin edilebilir ve onunla o merâtib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvere ilân edilebilir.
Hacdan sonra, şu mânâ-i ulvî ve küllî, muhtelif derecelerde, bayram namazında, yağmur namazında, husûf küsûf namazında, cemaatle kılınan namazda bulunur. İşte, şeâir-i İslâmiyenin, velev Sünnet kabîlinden dahi olsa, ehemmiyeti şu sırdandır.”
(Sözler)

Enes bin Malik (ra):

“İmam Sadık ile bir yıl hacca gittim. Bineği ihram yerinde durunca her ne kadar telbiye (lebbeyk) söylemek istediyse de sesi boğazında kesildi ve neredeyse yere düşecek oldu. Ben şöyle dedim:
“Ey İbn-i Resulullah! Lebbeyk demek gerekir.” İmam Sadık şöyle buyurdu:
“Ey İbn-i Ebi Amir! Nasıl cesaret edip de “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk” diyeyim? Zira aziz ve celil olan Allah’ın bana cevap olarak “Lebbeyk değil, sa’deyk değil” demesinden (davetimim reddetmesinden) korkuyorum.”
(El-Hisal)

İmam Zeynelabidin (ra):

“Hac edin ve umre yapın ki bedenleriniz sağlıklı kalsın. Rızıklarınız genişlesin, imanınız düzelsin, insanların ve kendi evinizin masraflarını temin edesiniz.” (Sevab’ul A’mal)

Cafer-i Sadık (ra):

“Şüphesiz Allah, her kimi saptırırsa ve kalp gözünü kör ederse hakkı tatsız bulur ve hakkın tatlı tadını asla alamaz. Şeytan dostu olur. Onu helaket kaynağına götürür ve artık asla geri döndürmez. Bu ev halkının kullarını orada hazır bulunmakla itaatlerini denemek için o ev vasıtası ile ibadete yönlendirdiği bir evdir. O yüzden onları onu ululamaya ve ziyaret etmeye teşvik etmiş, peygamberlerin yeri ve namaz kılanların kıblesi karar kılmıştır. Bu ev Allah’ın rızasından bir dal ve mağfiretine uzanan bir yoldur. Kemal üzere dikilmiş ve azamet merkezi haline gelmiştir.” (Et-Tevhid)
“Ben her yıl hacca gitmeye veya kendi ailemden birini kendi paramla hacca göndermeye hazırladım diyen İshak bin Ammar’a şöyle buyurmuştur:
“Bu hususta kesin kararlı mısın?” O:
“Evet” deyince de şöyle buyurdu:
“Eğer böyle yaparsan servetinin çoğalacağına yakîn et ve sana zenginliğini müjdeliyorum.”
(Sevab’ul A’mal)

Malcom X:

“Dünyanın dört bucağından on binlerce hacı ile birlikteydim. Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrika’ya kadar bütün renkler kaynaşmıştı. Fakat hepsi insanların birlikteliğinin tek bir ruh halinin ibadeti içinde idiler. Bu benim Amerika’da siyah ile beyaz arasında göremediğim fakat görülmesi kaçınılmaz olan ve olanaklı olan bir manzaraydı. Amerika İslam’ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din, toplumdaki ırk, renk, insanlar arasındaki ayırımı kökten reddetmektedir. İslam ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar, kafalılarındaki beyaz ayrımcılığın İslam ile tanıştıktan sonra yok olduğunu söylediler. İnsanların renklerine bakılmaksızın birlikte iç içe oldukları böylesine içtenlikli ve gerçek bir kardeşlik manzarasını bundan önce hiç görmemiştim. Kutsal yerlerde geçirdiğim günlerde Müslüman kardeşlerimle tek ve aynı Allah’a ibadet ve dua ederken onlarla birlikte aynı tabaktan yedim, aynı bardaktan içtim, aynı kilimin üstünde uyudum.
Gözleri mavilerin en mavisi, saçları sarıların en sarısı ve derileri beyazların en beyazı idi. Biz gerçekten kardeşlerdik, kardeştik. Çünkü inançlarımız tek Allah idi. Ve aramızda renkler kalmamış ve beyaz renk Amerika’da var olan tutum ve davranışlarıyla düşüncelerimizden sökülüp atılmıştı. Bu kutsal topraklarda geçen her saat bana Amerika’daki siyah-beyaz çatışmasına yaklaşımda çok daha güçlü bir iç zenginliği kazandırıyor. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Hac hakkında kim ne dedi?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com