" Hadis " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Altı Hadis İmamının Hayatı

Altı hadis imamının menkıbeleri ve halleri nelerdir?

Cevap:

İmam Malik (ra)

Ebu Abdullah Malik İbnu Enes İbni Malik el-Asbahî, Daru'l-Hicre denen Medîne'nin imamıdır. 95 yılında doğdu, 179 yılında Medine'de vefat etti. Vefat ettiği zaman 84 yaşında idi. O, fıkıh ve hadiste Hicaz bölgesinin ve hatta bütün imamların imamı idi. İmam Şafii (ra) gibi bir zatın onun ashabından biri olması, şeref olarak ona kâfidir. İlmi, İbnu Şihâbi'z-Zührî (ra) ve Yahya İbnu Sa'îd el-Ensarî (ra), Nâfi Mevla İbnu Ömer (ra) ve başkalarından almıştır. Kendisinden ilim alanlar sayılmayacak kadar çoktur. İmam Şafii (ra), Muhammed İbnu İbrahim İbnu Dinar (ra), İbnu Abdurrahman el-Mahzûmi (ra), Abdulaziz İbni Ebî Hâzım (ra) gibi. Bunlar onun ashabından, kendi nazirleridirler. Ma'n İbnu İsâ el-Kezzâz (ra), Abdü'lmelik İbnu Abdilaziz el-Mâcesûn (ra), Yahya İbnu Yahya el-Endülüsî (ra), Abdullah İbnu Mesleme el-Ka'nebî (ra), Abdullah İbnu Vehb (ra), Esbağ İbnu'l-Ferec (ra); bunlar Buhârî, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Maîn (ra) gibi hadis imamlarının şeyhleridirler.
Tirmizî (ra), Cami’inde Ebu Hureyre’den (ra) şunu rivayet eder:
Resulullah (asm) buyurdu ki:
"İnsanların, ilim talebi için hayvanlara binip seyahate çıkacakları zaman yakındır. O vakit, Medine âliminden daha bilginini bulamazlar."
Tirmizî (ra): "Bu hadis hasendir." der. Abdurrezzak ve Süfyan İbnu Uyeyne (ra):
"Hadiste zikredilen kimse Malik İbnu Enes'tir." demişlerdir. Malik (ra) der ki:
"Kendinden ilim yazdığım kimselerden pek azı bana gelip ilim ve fetva sormadan vefat etmiştir."
Bir gün İmam, Rebî'a İbnu Ebî Abdurrahman'dan (ra) hadis rivayet etti. Dinleyenler onun hadislerinden daha çok rivayet etmesini istediler. Bunun üzerine:
"Rebîa'yı ne yapacaksınız? O şu kemerin altında uyumaktadır." dedi. Rebîa'ya gidip:
"Malik'in kendisinden hadis rivayet ettiği Rebî'a sen misin?" dediler. O: "Evet!" dedi. Kendisine:
"Nasıl olur da Malik senden istifade ederken, sen kendinden istifade etmezsin?" dediler, şu cevabı verdi.
"Bilmiyor musunuz, bir miskal devlet, ilim sahibi olmaktan hayırlıdır."
Malik (ra), ilme ta'zim göstermede aşırı bir derecedeydi. Hadis rivayet edeceği zaman abdest alır, (en iyi elbiselerini giyer), koku sürünür, büyük bir vakar ve heybetle kürsüye otururdu. Kendisi saygı telkin eden mehîb (heybetli) bir görünüşe sahipti.
Yahya İbnu Said el-Kattân (ra):
"İmamlar arasında hadisi, Malik kadar sahih olan yoktur." demiştir. Şafii (ra) de:
"Âlimler zikredilince, Malik onların arasında yıldız gibi parlar." demiştir.
Harun er-Reşid (ra), hac sırasında Malik'ten (ra) Muvatta'yı dinlerdi. Kendisine üç yüz dinar ihsanda bulundu ve:
"Benimle gelmen lâzım. Zira, ben halkı Muvatta ile amele sevk etmeye azmettim, tıpkı Hz. Osman’ın (ra), Kurân'la amele sevk ettiği gibi." dedi. İmam Malik (ra) ona şu cevabı verdi:
"İnsanları Muvatta ile amele sevk etmek mümkün değildir. Zira Resulullah’ın (asm) Ashabı (ra), kendisinden sonra her tarafa dağıldılar. Böylece her memlekette, Ashab tarafından götürülen bir ilim mevcut. Resulullah (asm) da şöyle buyurmuştur:
"Ümmetimin ihtilafı rahmettir". Seninle gitmem de imkânsızdır, çünkü Hz. Peygamber (asm):
"Bilselerdi, Medine onlar için daha hayırlıdır." buyurmuştur. İşte vermiş olduğunuz dinarlar, olduğu gibi duruyor. Ben Resulullah’ın (asm) şehrine bedel dünyayı verseniz kabul etmem." der.
Şafii (ra) der ki:
"Ben Malik'in kapısında Horasan atlarından ve Mısır katırlarından öylesini gördüm ki, daha güzeline hiç rastlamadım. Kendisine:
"Bu ne güzel binek!" dedim.
"Bu sana benden hediye olsun!" dedi. Ben:
"Onlardan bir tane de kendine ayır gerekince binersin." dedim. Bana:
"Ben Resulullah’ın (asm) yattığı bir toprağa hayvan ayağıyla basmaktan Allah'a karşı haya ediyorum." cevabını verdi."
İmam Malik'in (ra) menkıbesi saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Allah'ın (cc) rahmeti üzerine olsun.

Buhârî (ra)

Ebu Abdullah Muhammed İbnu İsmail İbni İbrahim İbni'l-Muğîre el-Cu'fî el-Buhârî (ra):
Kendisine Cu'fî denmesi dedesinin babası olan el-Muğîre'den gelir. Muğîre aslen mecusi idi, Cu'fî olan Yeman el-Buhârî vâsıtasıyla İslâm'a girdiği için onun nispetini aldı. Cu'fî ise Yemen'de bir kabilenin atasıdır.
Buhârî, 194 senesi Şevval’inin 13'ünde, Cuma günü doğmuş, 256 yılının Ramazan Bayramı gecesinde vefat etmiştir. Öldüğü zaman 62 yaşındaydı. Erkek evlat bırakmadı. Her memlekette bulunan bütün muhaddislere ilim almak için seyahatler tertipledi. El-Hâfız Mekkî İbnu İbrahim el-Belhî, Abdullah İbnu Osman el-Mervezî, Ubeydullah İbnu Musa el-Absî, Ebu Nuaym el-Fadl İbnu Dükeyn, Ali İbnu'l-Medînî, Ahmed İbnu Hanbel, Yahya İbnu Maîn (ra) vb.'den hadis yazdı. Kendisinden de pek çok kimse hadis aldı. Firebrî (ra) der ki:
"Buhârî'nin kitabını 90 bin kişi dinledi, ancak onu kendisinden, benden başka rivayet eden kalmadı."
Buhârî ilim almaya on yaşındayken başlamıştır. On bir yaşındayken de aldıklarını meşâyih'e arz etmeye başladı. Der ki:
"Sahih adlı kitabımı altı yüz bin hadisten tahric ettim. İçine koyduğum her hadis için iki rekat namaz kıldım."
Bağdat'a geldiği zaman oradaki muhaddisler, imtihan niyetiyle kendisine geldiler. Yüz hadis alıp bunların metin ve senetlerini değiştirdiler. Bunları on kişiye dağıtıp, Buhârî'ye okumalarını söylediler. Onlardan biri atılıp kendisine bir hadis sordu. Buhârî "Bilmiyorum." diye cevap verdi. Diğer birini daha sordu. O, yine "Bilmiyorum." diye cevap verdi, böylece onuncu hadisini de sordu. Buhârî her seferinde "Bilmiyorum." diye cevap verdi. Sonra ikinci şahıs aynı şekilde on hadis sordu. Böylece on şahsın onu da, onar hadis sordular ve Buhârî'den hep "Bilmiyorum." cevabını aldılar. Ulema onun "Bilmiyorum." cevabından ârif bir kimse olduğunu anlamıştı. Âlim olmayanlar bu durumu idrak edememişlerdi. Sorular bitince, Buhârî, birinci zata yönelip:
"Senin ilk hadisin şöyle olacaktı, ikinci hadisin şöyle olacaktı." dedi ve onunu da doğru şekliyle gösterdi. Değiştirilen her senede metnini koyarak doğrulamıştı. Sonra diğer şahıslara yönelerek, onlara da aynı şekilde hadislerinin doğru şekillerini haber verdi. Bunun üzerine bütün halk onun hafızasının kuvvetini ikrar edip, fazilet ve üstünlüğünü kabul etti.

Müslim (ra)

Ebu'l-Hüseyn Müslim İbnu'l-Haccâc İbnu Müslim el-Kuşeyrî en-Neysâburî (ra), 204 yılında doğdu, 261 yılı Receb ayının 24'ünde, 57 yaşında olduğu halde vefat etti.
İlim talebi için, birçok beldelere seyahatler yaptı. Yahya İbnu Yahya, Kuteybe İbnu Said, İshak İbnu Râhuye, Ahmed İbnu Hanbel, Ka'nebî, Harmele İbnu Yahya (ra) gibi pek çoklarından hadis aldı. Birçok seferler Bağdat'a geldi ve orada hadis rivayet etti. Kendisinden de pek çokları hadis aldı. Hadis bilgisinde, muasırlarına takdim edilirdi. "el-Müsned'i (Sahîh-i Müslim) işiterek aldığım üç yüz bin hadisten seçtim." demiştir. Hatîbu'l-Bağdâdî:
"Müslim, Buhârî'nin yolundan gitti. Onun ilmine hasr-ı nazar etti ve onu örnek aldı." der.

Ebu Davud (ra)

Süleyman İbnu'l-Eş'as İbnu İshak el-Esedî es-Sicistânî (ra) ilim almak için seyahatler yaptı. Hadis cem’etti ve pek çok eser telif etti. Irak, Şam, Mısır ve Horasan ulemasından hadis yazdı. 202 yılında doğup, Basra'da 275 yılında Şevval ayının 16'sında vefat etti. Hadisi, Buhârî ve Müslim'in meşâyihinden aldı:
Ahmed İbnu Hanbel, Osman İbnu Ebi Şeybe, Kuteybe İbnu Saîd (ra) gibi hadis imamları; kendisinden de oğlu Abdullah, Ebu Abdurrahman en-Nesâî, Ebu Ali el-Lü'lü'î (ra) gibi pek çokları hadis aldı.
Kitabı es-Sünen'i, Ahmed İbnu Hanbel'e (ra) arz etti. Ahmed (ra), beğendi ve istihsan etti. Ebu Davud (ra) der ki: "Resulullah’tan (asm) beş yüz bin hadis yazdım. Bunlardan 4800 hadis seçtim ve bu kitaba koydum. Kitapta sahih, sahihe benzeyen ve sahihe yakın olan rivayetler mevcuttur. Kişinin dinini doğru tutması için bu hadislerden dört tanesi kâfidir. Biri:
"Ameller niyetlere göredir...." hadisi, ikincisi:
"Kişinin İslâm'ının güzel oluşu mâlâyani'yi terk etmesine bağlıdır" hadisi, üçüncüsü:
"Kişi kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe gerçek mü'min olamaz..." hadisi, dördüncüsü de:
"Helâl olan şeyler açıklanmıştır, haram olan şeyler de açıklanmıştır..." hadisidir.
Ebu Davud, ilim, ibadet ve verâ'da en yüce bir derecede idi. Rivayet edilir ki cübbesinin bir yeni çok geniş diğer yeni dar idi. Kendisine bunun sebebi sorulunca:
"Geniş olan, kitaplar için, diğerinin ise geniş olmasına hâcet yok" diye cevap verir. Hattâbî der ki:
"Din ilminde Ebu Davud'un (ra) Sünen'inin bir misli daha telif edilmemiştir. Mezhepleri farklı olmasına rağmen, bütün ulemanın hüsn-i kabulüne mazhar oldu." Ebu Davud (ra):
"Kitabıma ulemanın terk hususunda ittifak ettiği tek hadisi almadım." demiştir. İbnu'l-A'rabî (ra) de:
"Bir kimsenin yanında -Ebu Davud'un Sünen'ini kastederek- şu kitapla Kurân'dan başka bir şey olmasa bile başka bir ilme ihtiyaç duymaz." der.
Hadis uleması, Ebu Davud'dan (ra) önce Cami'ler, Müsned'ler vs. telif ettiler. Bu kitaplar, sünen ve ahkâma varıncaya kadar her şeyi ihtiva eden ahbar, kasas, mev'îze, adab vs. bütün rivayetleri cem’ederler. Onlardan hiçbiri sadece, Sünen hadislerini (merfu olan ahkâm hadislerini) müstakil bir eserde toplamayı düşünmedi. Ebu Davud'a (ra) nasip olan, kimseye nasip de olmadı. İbrahim el-Harbî, Ebu Davud (ra) bu kitabı telif ettiği zaman:
"Hz. Davud'a (as) demir yumuşatıldığı gibi, Ebu Davud'a da hadis yumuşatılmıştır" demiştir.

Tirmizî (ra)

Ebu İsa Muhammed İbnu İsâ İbni Sevre et-Tirmizî (ra), 200 yılında doğdu ve 279 yılı Receb’inin 13'ünde Pazartesi gecesi Tirmîz'de vefat etti. Hâfız âlimlerden biridir. Kuteybe İbnu Sa'îd (ra), Muhammed İbnu Beşşâr (ra), Ali İbnu Hucr (ra) gibi hadis imamlarının büyükleriyle karşılaştı. Kendisinden de pek çokları hadis aldı. Hadis ilminde çok sayıda telîfatı var. Es-Sahih'i kitapların en güzeli, en çok faydalar taşıyanı, tekrarı en az olanıdır.
Tirmizi (ra) der ki:
"Bu kitabı Hicaz, Irak ve Horasan ulemasına arz ettim, hepsi de beğendi ve istihsan etti. Kimin evinde bu kitap varsa, sanki evinde, konuşan bir peygamber vardır.

Nesâî (ra)

Ebu Abdurrahman Ahmed İbnu Şu'ayb İbni Ali İbni Bahr (ra) 215 yılında doğdu. 303 yılında Mekke'de öldü. Hâfız imamlardan biridir. Kuteybe İbnu Sa'id, Ali İbnu Haşrem, İshak İbnu İbrâhim, Muhammed İbnu Beşşâr, Ebu Davud es-Sicistânî vs.'den (ra) hadis aldı. Kendisinden de pek çokları hadis rivayet etti. Hadis sahasında çok sayıda eser vermiştir. Şafii mezhebine mensuptur. Şafii mezhebi üzerine (haccı anlatan bir) Menâsik'i vardır. Kendisi verâ sahibi, titiz ve dindar bir kimseydi. Hâfız Ali İbnu Ömer (ra):
"Ebu Abdurrahman en-Nesâî (ra), devrinde muhaddis olarak adı geçen herkese mukaddemdir." demiştir. Aralarında Ahmed İbnu Hanbel'in oğlu Abdullah'ın (ra) da bulunduğu bir kısım şüyûh ve huffâz Nesâî ile ilgili olarak Tarsus'ta toplanıp, kendisini intihab ettiklerini yazdılar. Ümerâdan biri Sünen kitabı hakkında kendisine:
"Tamamı sahih mi?" diye sordu. Şu cevabı verdi:
"Kitapta sahih, hasen ve bunlara yakın olanlar var." Öbürü:
“Öyleyse bana sadece sahihleri yaz!” dedi. Bu taleb üzerine el-Müctebâ'yı yazdı. Bu, Sünen'den bir seçmedir. İsnadında illet var diye söz edilmiş bulunan bütün hadislerini terk ederek Müctebâ'ya almadı.
Bunlar, zikredilen imamların kıymetlerinin büyüklüğüne ve hadis ilmindeki mertebelerinin yüceliğine delâlet eden pek çok ahvalden birkaç tanesinin kısa bir hatırlatılmasıdır. Allah hepsine rahmetini bol kılsın.
Kaynak: (İbrahim Canan – Kütüb-i Sitte) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Altı Hadis İmamının Hayatı

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com