" İbadet " 3 yorum

 

 Neden dua etmeliyiz?

Cenab-ı Hak hakkımızda neyin hayırlı olduğunu bildiği halde neden dua ediyoruz?

Cevap:

Dua, sadece isteme eylemi için gerçekleştirilmez. Duanın mahiyeti "ibadet” olmasıdır.

Dua Cenab-ı Hakkın emrettiği bir ibadettir

“Bana dua edin, size icabet edeyim (duanıza cevap vereyim)! Şüphesiz benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!” (Mümin, 60)
Elmalılı Hamdi Yazır tefsirinde bu ayete iki şekilde bakmıştır:
“Kuran’ın birçok yerlerinde olduğu üzere dua ibadet manasına olarak; “bana ibadet ve kulluk edin ki, size sevap ve mükâfat vereyim.” demek olur. Dua şart (emir) edilmiştir. “Zira benim ibadetimden istikbar edenler, (yani kibirlerinden bana ibadet etmek istemeyenler) muhakkak yarın rezil olarak cehenneme gireceklerdir.
“İsteyin Benden vereyim size; demektir ki: Süddi’den nakledilen ve ilk nazarda anlaşılan da budur. Buna göre de ibadet, dua ile tefsir edilmek lazım gelecektir. Bunu böyle iki vecihli olarak ifadenin sebebi, ibadetin dua, duanın da ibadet ile telazümünü (bir şey diğerine yapışması) ifade içindir. Bir taraftan dua ibadetin iliği derecesindedir. Bu dua emri çok ehemmiyetli ve şayan-ı dikkattir. Gerek ibadet manasına olsun, gerek sade dua, ikisinde de istemek emredilmiş ve Allah'ın isticabesi (kabul etmesi) için kulun istemesi şart kılınmıştır.”
Peygamber Efendimiz (asm) duanın, ibadetin özü olduğunu bildirmiştir
“Dua ibadetin ta kendisidir. Dua, ibadetin özü ve iliğidir.”(Tirmizi)
Numan İbnu Beşir (ra) anlatıyor:
“Resulullah (asm): ‘Dua ibadetin kendisidir’ buyurdular. Ve sonra şu ayeti okudular. (Mealen): “Rabbiniz buyurdu ki:’Bana dua edin, size icabet edeyim.(duanıza cevap vereyim) !Şüphesiz benim ibadetimden(yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelil olan kimseler olarak cehenneme gireceklerdir!’(Mümin 60) (Tirmizi)
Hadiste Peygamber efendimiz (asm) duanın ibadet olduğunu buyuruyorlar. Cenab-ı Hak da ayetin ilk cümlesinde duanın ehemmiyetinden bahsedip arkasından “benim ibadetimden (yüz çevirip) kibirlenenler…” buyurarak duanın ibadet olduğunu söylüyor.
Ayrıca Ka’b el-Ahbar Peygamber Efendimizin (asm) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:
“Bu ümmete üç şey verilmiştir ki, onlar daha önce bir peygamber dışında hiçbir ümmete verilmemiştir. Onlardan birisi, ayette ‘Bana dua edin ki size icabet edeyim.’ buyrulmasıdır.”
İbadet sadece İslam’ın beş şartı ile sınırlı değildir. Allah’ın sevdiği ve razı olduğu her türlü söz ve davranışlar da ibadet hükmündedir. Namaz kılmak, zekât vermek ibadet olduğu gibi, güzel ahlak, ilim öğrenmek, hastalık ve musibetlere sabretmek, şükür gibi vazifelere de ibadet denir. Dua da bu vazifelerin içinde en önemlilerinden biridir. Dolayısıyla ibadettir.
Dua kula acizliğini ve fakirliğini gösterdiği için ibadettir
İbadetin bir manası aczini ve kul olduğunu bilmektir. Yani kul başına gelen belalar ve sıkıntıları defetmekte aciz olduğunu bilir ve Allah’ın gücü ve kudreti karşısında O’na, ibadete yönelir. Ayrıca ihtiyaçlarının ve isteklerinin karşısında da fakir olduğunu anlayıp Rabbine yönelir.
Dua da kulun, aczini ve fakirliğini anlayıp her şeye gücü yeten Rabbine yönelmesidir. İhtiyaçlarını duasıyla Cenab-ı Hak’tan ister. Yani dua ibadetin ta kendisidir.
Yapılan dualar kaderin değişiminde rol oynar
“Allah (o yazıdan) dilediğini siler, (dilediğini de) sabit bırakır. Ana kitap (olan Levh-i Mahfuz) ise O’nun katındadır.” (Ra’d, 39)
Allah (cc), ezeli ve ebedi ilmiyle bizlerin neler yapacağını ezelden bilip Levh-i Mahfuz'a yazmıştır. Cenab-ı Hakk’ın ilmi ve bu levha değişikliğe uğramaz. Ancak bir takım şartların yerine getirilmesi ile değişebilen bir kader vardır. Bu kader Levh-i Mahv ve İsbat ya da Levh-i Muallâk yani kesin olmayıp değişebilen levhada yazılıdır. Kişi sadaka ve duasıyla bu kaderini değiştirebilir.
Mesela Levh-i Muallâkta, kişi yolculuğa çıktığında dua ederse başına gelecek trafik kazasından kurtulacak, eğer etmezse trafik kazası geçirecek şeklinde yazılmıştır. Burada kulun dua edip o kazadan kurtulmasıyla kaderi değişmiş olur.
Allah için edilen her duanın neticesinde uhrevi bir mükâfat vardır
İhlaslı bir şekilde Allah’tan (cc) istenilen şeyler, hemen kabul edilsin veya edilmesin o duaların her biri ahirette birer tohum olarak ekilir. Kul ahirete gittiğinde her bir hayırlı ve güzel duasının neticesi olarak o tohumun meyvelerinden istifade eder. Hatta dualarının mükâfatını görünce kulların “Rabbim dünya da hiçbir duamızı kabul etmeseydin de buradaki mükâfatlarımız daha fazla olsaydı.” diyecekleri söylenmiştir.
Ayrıca peygamber efendimiz (asm) dua için kul dua ettiğinde üç şeyden birine kavuşur buyurmuştur:
• Ya ettiği dua sebebiyle günahı bağışlanır.
• Veya peşin bir mükâfata kavuşur.
• Veyahut da ahirette karşılığını bulur. (Müsned)
Dua sadece Allah (cc) rızası için yapılmalıdır
İbadeti yapmaktaki sebep Cenab-ı Hak emrettiği içindir. Yani çok sevapkazanmak için veya cennete gidip güzel makamlarda olmak için ya daistenilen matlubun verilmesi gayesiyle ibadet yapılırsa o ibadetinihlası ve makbuliyeti kaçar. İhlassız bir ibadetinde ne bu dünyada ne deahirette bir faydası olmaz. Bu durumda bir takım dünyevi gayelerAllah’ın (cc) emrinin ve rızasının önüne geçmiş olur.
Oysa ibadet, Allah’a gönülden isteyerek yönelmek, karşılığında sevapva’dedilen dinî vazifeleri ve amelleri Allah’ın rızasını kazanmak içinyerine getirmek demektir. Dua da bir ibadet olduğuna göre Allah(cc)emrettiği için ve yine O’nun rızası için yapılmalıdır. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Neden dua etmeliyiz?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
mild_gülcan "3.6.2011 22:14" tarihinde demiş ki:
güzel cevap allah hakkıyla dua edebilenlerden olmamızı nasip etsin
basak "14.11.2011 22:34" tarihinde demiş ki:
Allah bızım herseyımızdır Allah bırdır ondan baska ıhtıyacımız yoktur
duygu "19.12.2011 18:47" tarihinde demiş ki:
inşallah herkes iyi şekiller de dua eder

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com