" Kur'an-ı Kerim " 2 yorum

 

 Kurân'ı Hz. Muhammed (asm) yazmış olamaz mı?

Kur'ân-ı Kerim Hz. Muhammed (asm) tarafından yazılmış olamaz mı?

Cevap:

Kurân'ı Hz. Muhammed'in (asm) yazmadığına delil, yine Hz. Muhammed’dir (asm)

• Peygamber Efendimiz'in (asm) ümmi oluşu, Kurân'ın Allah (cc) kelamı olduğuna en büyük delillerden biridir. Okuma yazması olmayan bir kimsenin, her asırda binler âlimler yetiştiren bir kitabı yazabilmesi mümkün olabilir mi?
• Peygamberimiz Efendimiz (asm), Kurân'ın emir ve yasaklarını herkesten önce kendisi uygulamıştır. Ve Kurân'ın hükümlerine herkesten daha fazla itaat etmiştir. Mesela; cihat ibadeti esnasında en zor anlarda bile geri çekilmemiş, en ön safta canı pahasına korkusuzca savaşmaya devam etmiştir.
Namaz ibadetinde de insanlar arasında namaza en düşkün olan yine kendisiydi. Hatta, namaza olan düşkünlüğüyle sabahlara kadar namaz kılmış, ayakları şişmesine rağmen ibadetine devam etmiştir. Ayrıca; ümmetine farz olmayan teheccüd namazı da kendisine farz kılınmıştır.
Yine, adalette hırsıza uygulanan had cezasında:
"Kızım Fatıma (ra) bile olsa elini keserim." buyurarak Kurân'ın hükümlerine olan bağlılığını göstermiştir."
İşte Peygamber Efendimiz (asm); akraba ilişkileri, ibadet, cihat, adalet, zühd ve takva gibi her konuda herkesten ziyade Kurân'ı nokta nokta, harf harf, kelime kelime harika bir şekilde uygulamasıyla Kurân'ın kendi koyduğu hükümler olmayıp, Allah’ın kelamı ve hükümleri olduğunu ispat etmiştir.
• Peygamberimiz'in (asm) tek başına ve emniyetsiz bir haldeyken, şiddetli düşmanlar karşısında, rahatça, pervasız, telaşsız, samimi olarak, üstelik düşmanlarının damarlarına dokunduracak bir ciddiyetle Kurân'ın Allah (cc) kelamı olduğunu ilan etmesi, söylediğinin hak olduğunu gösterir. Hâlbuki insan küçük bir yalanı bile, hilesini hissettirmeyecek derecede telaş göstermeden söyleyemez. Ve yalanı er ya da geç ortaya çıkar. Fakat Peygamberimiz’in (asm) iddiasında doğru olduğunu ve Kurân’ın insan sözü olmadığını aradan geçen 15 asır ispat etmektedir.
• Peygamber Efendimiz (asm) Kureyşliler'in arasında “Muhammed-ül emin” (her yönden güvenilir) lakabıyla bilinirdi. Öyle ki; Peygamberliğini ilan ettikten sonra bile müşrikler, mallarını ona emanet ederlerdi. Zira Peygamberimiz (asm), şaka dahi olsa asla yalan söylememiştir. Hatta İslam’ın en azılı düşmanları dahi, onun yalan söylemeyeceğini tasdik etmişlerdir.
O (asm) Kur’ân hakkında:
“Kurân-ı Kerim insan sözü değildir. Allah (cc) kelamıdır.” buyurmuştur. Elbette O (asm) söylediyse doğrudur.

Kur'ân bir benzerini yapmakta muhataplarını aciz bırakarak, Allah (cc) kelamı olduğunu ilan eder

“Ve eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'ân)’dan şüphe içindeyseniz, haydi onun benzerinden bir sure getirin. Eğer (iddianızda) doğru kimseler iseniz Allah’tan başka şahitlerinizi (yardımcılarınızı) da çağırın! ” (Bakara, 23)
Kur'ân; nazmı, üslûbu, beyanı, manaları ve lafızları itibariyle mükemmel ve taklit edilemez bir belagate sahiptir. Belagat; açık ve güzel ifadeli konuşma ve yazma ilmi demektir.
Kur'ân insanlığın en dâhi edebiyatçılarını, en harika hatiplerini, sahasında en ileriye gitmiş âlimlerini, en meşhur şairlerini bir benzerini yapmaya davet edip, tam bin beş yüz senedir meydan okumaktadır.
Fakat 15 asırdan beri, bir tek ayetinin bile benzeri getirilememiştir. Eğer getirilmiş olsaydı, elbette bu bilinirdi. Böyle bir teşebbüste bulunan ve o zamanın dâhi edebiyatçılardan olan yalancı peygamber Müseyleme gibiler ise, tarihin komik sayfalarında yerlerini almışlardır. En dâhi edebiyatçıların bile bir kelimesine misil getiremediği Kur’ân, elbette insan sözü olamaz.

Kurân'ın tekrarının usandırmaması, Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Kurân-ı Kerim'in lafzında, manasında, üslubunda, nazmında ve beyanında hayret verici bir farklılık ve üstünlük vardır. Okunuşundaki akıcılık sebebiyle lisanlara ağır gelmez. Küçük bir çocuk dahi Kurân'ı kolayca ezberleyebilir. Az bir sesten rahatsızlık duyan hasta insanın kulağına Kur'ân hoş gelir, sıkıntı vermez ve asla usandırmaz.
Kurân'ı inceleyen dâhi edebiyatçılar "Kurân'ın öyle bir tatlılığı ve tazeliği var ki, insan sözüne benzemez." demişlerdir. Çok meşhur bir yazarın dahi, kıymetli bir eserini ikinci defa okumak çoğu zaman usanç verir. Hâlbuki Kur'ân 15 asırdır usandırmaksızın tekrar tekrar okunmakta ve hakikatli bir tatlılık, hayret verici bir tazelik ve harika bir gençlik ortaya koymaktadır. Elbette her an kendisinden istifade edilen ve ifade tarzındaki özelliklerini şu an inmiş gibi muhafaza eden ve usandırmayan bir kitap insan sözü olamaz.

Kurân'ın yaptığı büyük inkılâp, Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Kur'ân şahsi, toplumsal ve siyasi hayata verdiği yön ile insanların kalplerinde, ruhlarında ve akıllarında öyle büyük bir inkılâp yapmıştır ki; kız çocuklarını diri diri toprağa gömen, inatçı, adetlerine son derece bağlı, büyük bir toplumu o zamanın en yüksek medeniyet seviyesine çıkartmıştır. Hiçbir insan sözü, toplumlara yön verip köklü değişiklikler yapacak ve bunu 15 asır devam ettirip idare edecek derecede tesir gösteremez. Bir zorlama olmaksızın, az bir kuvvet ve gayret ile, kısa bir sürede böyle büyük inkılâplar yapan bir kitap, elbette Allah (cc) kelamıdır, insan sözü olamaz.

"Kurân'da her şey vardır” hakikati, Kurân'ın Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Kur'ân kâinata ve insana dair her şeyi içinde bulunduran bir kitaptır. Bir insanın bütün ilimleri kapsayan, geçmiş ve gelecekten haber veren, insanlığın maddi ve manevi tüm ihtiyaçlarına çözüm getiren bir kitabı yazabilmesi mümkün değildir.

Kurân’daki tevafuklar, Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Kurân'da birbirine benzer veya zıt manadaki kelimeler aynı adette bulunur. Buna "kelimelerin geçiş adetleri arasındaki tevafuk (denklik)" denilir.
Mesela, benzer kelimelerde:
" قُلْ (de!)" emri 332 defa geçer. Bu emir kipinin (dedi-dediler) gibi fiil olarak kullanılışı yine 332'dir.
" شَهْرٍ (ay)" kelimesi bir yılın ayları kadar yani 12 defa geçmektedir.
" أَيَّامًا (günler)" kelimesi bir ayın günleri kadar yani 30 defa geçmektedir.
" يَوْم َ (gün)" kelimesi ise bir yılın günleri kadar yani 365 defa geçmektedir.
Zıt kelimelerde:
"İman" kelimesi 25, zıttı olan "küfür" kelimesi 25 defa geçmektedir.
"Melek" kelimesi 88, zıttı olan "şeytan" kelimesi 88 defa geçmektedir.
"Adalet" kelimesi 15, zıttı olan "zulüm" kelimesi yine 15 defa geçmektedir.
Kurân'da daha bunlar gibi pek çok tevafuk vardır. Kurân'ın 6666 ayetten oluşan bir kitap olduğu göz önünde bulundurulursa, bir insanın bunları düşünüp yapması mümkün değildir.

Kur'ân ağacının meyveleri olan İmam-ı Rabbani (ra), İmam-ı Gazali (ra), Abdülkadir Geylani (ra) ve Mevlana (ra) gibi evliya ve âlimleri inkâr edemeyen, o meyvelerin ağacı olan Kurân'ı da inkâr edemez

Kur'ân-ı Kerim’i manevi bir ağaç gibi düşünecek olursak dalları asırlar, meyveleri o asırlarda yaşamış evliyalar ve mübarek âlimler hükmüne geçer. Bütün evliyalar ve âlimler ilimleriyle, eserleriyle, kerametleriyle ve yaşantılarıyla Kurân'ın insan sözü olmadığını ispat eder.

Kurân’ın gençliğini muhafaza etmesi ve unutulmamış olması, Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Malumdur ki; yazılan eserler veya ortaya konulan kanunlar ancak bir müddet varlık göstererek devam edebilirler. Zaman ve hitap edilen kesim değiştikçe o eserler doyuruculuğunu yitirir ve unutulur. O kanununlar da geçerliliğini kaybeder. Fakat Kur'ân, 15 asır öncesinde kalarak unutulmamış, eskimemiş ve eskitilememiştir. Her asra ve her kesime hitap etmiş, her türlü ihtiyaca cevap vermiştir. İlk indiği zamanda gösterdiği tatlılığını, güzelliğini, gençliğini şimdi de aynen muhafaza eden bir kitap, elbette insan sözü olamaz.

Kurân’ın her asırda her seviyeden insana hitap etmesi, Allah (cc) kelamı olduğunun ispatıdır

Kurân'ı okuyan her insan sadece kendine hitap eder gibi Kurân'dan ders alır. Kurân'a bakıldığında muhatap bir gözükse de Kur'ân bütün zaman ve mekânlarda her seviyeden insana hitap eder. Bir insanın “aynı sözler” ile farklı zamanlarda farkı seviyedeki insanlara hitap ederek ihtiyaçlarına cevap veren bir kitabı yazabilmesi ne kadar mümkündür? Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Kurân'ı Hz. Muhammed (asm) yazmış olamaz mı?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
Şüpheci Meraklı "30.6.2012 19:16" tarihinde demiş ki:
Şüpheyle yaklaştığım bu konuda biraz daha beni aydınlatan bu yazıyı yazana teşekkür ediyorum.
teşekkürler "28.12.2013 01:31" tarihinde demiş ki:
kardesım çok teşekkür ederim Allah razı olsun