" Muhtelif " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Güzel isim koymanın önemi nedir?

Çocuğa güzel isim koymanın dinimizdeki yeri nedir? Peygamber Efendimiz (asm) kötü isimleri değiştirmiş midir? Allah'ın (cc) ve Peygamber Efendimiz'in (asm) sevdiği ve sevmediği isimler nelerdir?

Cevap:

Çocuğa güzel isim koymak evladın anne-baba üzerindeki haklarındandır

Yeni doğmuş bir çocuğa güzel isim koymak her anne babanın üzerine düşen en büyük vazifelerden biridir. Çocuğa konacak isim iki dünyada da geçerli olacağı için güzel olmasına dikkat edilmelidir.
Resulullah (asm) güzel isim koymanın ehemmiyetini şu hadisleriyle açıklamıştır:
“Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın.” (Ebu Davud)
"Çocuğa güzel bir isim koymak evladın ana-baba üzerindeki haklarındandır." (Beyhaki)
Bu hadis-i şeriflerden de anlaşılıyor ki her anne babanın evladına isim seçerken dikkatli olması, manasını araştırması ve ona göre koyması gerekmektedir. Nitekim Peygamberimiz (asm) sadece çocukların isimleriyle ilgilenmemiş, adları kötü olan büyüklerin de isimlerini değiştirmesini tavsiye etmiştir.
Yalıya Bin Said’den (ra):

“Ömer bir adama dedi ki:

“İsmin nedir?”

“Cemre” (Kor) dedi.

“Sen kimin oğlusun?” diye sorunca, adam:

“Şihab’ın (Alev) oğluyum.” dedi.

“Kimlerden?”

“El-Harka (Ateşoğulları) dan.”

“Evin nerededir?”

“Harratu’n-Nar.” (Ateş Taşlığı)nda.”

“Hangisinde?”

“Zat-ı Laza (Alevli) taşlığında.”

“Yetiş ailen yandı!” dedi. Adam gidince ailesinin gerçekten yandığını gördü. (Malik)

Peygamber Efendimiz kötü isimleri değiştirirdi

Aişe’den rivayete göre:

“Resulullah, çirkin isimleri değiştirirdi.” (Tirmizi)

Güzel isim, Peygamber’in (asm) hoşuna giderdi

Ebi Hadred’den (ra) rivayet edildiğine göre, demiştir ki:

“Peygamber şöyle buyurdu:

“Bu devemizi (hac esnasında kurban edilmek üzere Harem’e ka¬dar) kim sürecek?” Yahut:

“Bu devemizi  (Harem’e) kim ulaştıracak?” buyurdu. Bir adam:

“Ben (ulaştırırım). dedi. Bunun üzerine Peygamber:

“Senin ismin nedir?” dedi. Adam:

“Falandır.” dedi. Peygamber (ona):

“Otur!” dedi. Sonra başkası kalktı. Buna da:

“İsmin nedir?” diye Peygamber sordu. Bu kimse de:

“Falandır.” dedi. Peygamber (buna da) :

“Otur!” dedi. Sonra başka bir adam kalktı. Peygamber (yine buna):

“İsmin nedir?” dedi. O adam:

“Naciyye’dir.” dedi. Peygamber şöyle buyurdu:

“Sen buna,  (deveyi Harem’e ulaştırmaya) ehilsin, bunu sür.” (Buhari)

Naciyye, kurbanlık deve hadisesini şöyle anlatır:

“Hudeybiyye” vakasında hac için engel çıkınca ben Peygambere dedim ki:

“Ya Resulullah! Kurbanlık deveyi benimle gönder; onu Harem’de kurban edeyim.
Peygamber:

“Bunu nasıl yaparsın?” buyurdu. Dedim ki:

“Düşmanların sezemeyeceği ve beni yakalayamayacağı bir vadiden giderim.
Bunun üzerine Peygamber kurbanlık deveyi bana verdi; ben de onu Harem’de kurban ettim.
Peygamber evlatlara güzel isim vermeyi tavsiye buyurduklarından ve bunun gerçekleşmesini istediklerinden herhangi bir yere bir görevli gönderecekleri zaman, adamın ismini sorarlardı. Eğer hoşa gidecek isim olursa, bunun memnuniyeti yüzlerinde belli olurdu. Hoşa gitmeyen bir isim olur ise, bundan da memnun olmadıkları yüzlerinden anlaşılırdı. Yoksa İslam’da herhangi bir şeyi hayra veya şerre yorma diye bir şey yoktur.” (Buhari)
Allah’ın (cc) en sevdiği ve sevmediği isimler
“Allah’ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır.” (Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
Ebu Vehb El-Cüşemi (ra) anlatıyor:
“Resulullah buyurdular ki:
“Peygamberlerin isimleriyle isimlenin. Allah’ın çok sevdiği isimler Abdullah, Abdurrahman’dır. En sadık olanları da Haris ve Hemmam isimleridir. En çirkinleri de Harp ve Mürre isimleridir.” (Ebu Davud)
Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
“Resulullah buyurdular ki:
“Allah katında en düşük (ahna) isim Melikü’l-emlak (mülklerin maliki) ismidir. Allah’tan başka Malik yoktur.”
Süfyan merhum dedi ki:
“Şahan Şah bunun örneğidir.”
Ahmet İbn-i Hanbel merhum dedi ki:
“Ebu Amr merhum’a, ahna ne demek diye sordum.” Bana:
“En düşük.” diye cevap verdi. (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi)
“Kıyamet günü, Allah’ın en ziyade kızacağı en kötü kimse, adı Melikü’l-emlak (Şehinşah) olan kimsedir. Allah’tan başka Malik yoktur.” (Müslim)
Peygamber Efendimiz’in (asm) hoşlanmadığı isimler
Hz. Cabir (ra) anlatıyor:
“Hz. Peygamber Ya’la, Bereket, Eflah, Yesar, Nafi ve benzeri isimlerin kullanılmasını yasaklamayı arzu etmişti. Sonra onun bu mevzuda sükut ettiğini gördüm. Sonra da yasaklamadan vefat etti.” (Müslim)
Ebu Davud’un rivayetinde şu ziyade mevcuttur:
“...Zira kişi:
“Bereket burada mı?” diye sorar da;
“Hayır yok!” diye cevap verirler.”
Yahya İbn-i Said (ra) anlatıyor:
“Hz. Peygamber bol sütlü bir deve hakkında:
“Bunu kim sağacak?” diye sordu. Bir adam ayağa kalkmıştı ki Hz. Peygamber:
“İsmin ne?” dedi. Adam:
“Mürre (acı)!” deyince, ona:
“Otur!” dedi. Hz. Peygamber tekrar:
“Bunu kim sağıverecek?” diye sordu. Bir başkası ayağa kalktı, ben sağacağım diyecekti. Hz. Peygamber ona da:
“İsmin nedir?” diye sordu. Adam:
“Harp!” diye cevap verdi. Ona da:
“Otur.” dedi.
Resulullah:
“Bu deveyi kim bize sağıverecek?” diye sormaya devam etti. Bir adam daha kalktı. Ona da ismini sordu;
“Yaiş (yaşıyor!)” cevabını alınca ona:
“Sen sağ.” diyerek müsaade etti. (Muvatta)
Hayseme Bin Abdurrahman, babasından (ra):
“Allah Resulü buyurdu:

“Oğluna Hubap adını verme, çünkü Hubap, şeytandır. Lakin ona Abdurrahman adını tak!”   (Taberani)
Çocuklarımıza Peygamber Efendimiz’in (asm) ismini koyma
“Kimin üç çocuğu doğup da içlerinden birine Muhammed adını koymazsa cahilce davranmış olur.” (Taberani)

Enes’ten (ra):

“Peygamber bir gün Baki’de yürüyordu. Bir adamın:

“Ey Ebu Kasım!” diye seslendiğini duyunca başını ona doğru çevirdi. Bu defa adam:

“Ey Allah’ın Resulü! Ben seni kast etmedim.” dedi. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

“(Çocuklarınıza) benim ismimi verin, ancak künyemi vermeyin!” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

Cabir’den (ra):

“İçimizden bir adamın erkek oğlu doğdu. O ona “Kasım” ismini verdi. Ona dedik ki:

“Seni Ebu’l-Kasım ile künyelemeyiz. Sana bu şerefi vermeyiz.” Bunun üzerine adam Allah Resulü’ne gelip duru mu anlattı. Allah Resulü şöyle buyurdu:

“Oğluna Abdurrahman adını koy!” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud)

Aişe’den (ra):

“Bir kadın dedi ki:

“Ey Allah’ın Resulü! Ben oğlan çocuk doğurdum ve adını Muhammed koydum. Ebu’l-Kasım olarak künyeledim. Fakat bana senin bundan hoşlanmadığın anlatıldı.” Şöyle buyurdu:

“İsmimin verilip, künyemin verilmemesini gerektiren nedir?” (Ya da şöyle dedi);

“Künyemin verilip, ismimin verilmemesini gerektiren nedir?’“ (Ebu Davud)

Muhammet Bin El-Hanefiyye’den (ra),  o  da babasından: 

“Dedim ki:

“Ne dersin ey Allah’ın Resulü, eğer sen den sonra çocuğum olur da ona senin ismini ve künyeni versem olur mu?”

“Evet.” buyurdu.” (Ebu Davud)

Peygamber Efendimizin (asm) verdiği isimler

Sehl Bin Sad’dan (ra):

“Ona denildi ki: 

“Falan Medine valisi, minberin yanında Ali’yi Ebu Turap adıyla zikrediyor.” Bunun üzerine Sehl güldü ve şöyle dedi:

“Bu ismi ona Allah Resulü takmıştır. Ali’ye ondan daha sevimli bir isim de yoktur. Bir keresinde Peygamber Fatma’nın evine geldi ve Ali’yi orada göremedi ve:

“Nerede amcanın oğlu?” diye sordu.

“Aramızda bir şey geçti ve bana kızıp yanımda kalmadan çıktı.” dedi. Bunun üzerine Peygamber bir insana:

“Haydi git bak bakalım o nerede?’ dedi. Adam:

“O mescittedir. Orada uyuyor.” dedi. Bunun üzerine Peygamber derhal mescide vardı, baktı ki elbisesinin bir kısmı üzerinden düşmüş vücuduna toprak bulaşmış bir halde yatıyor. Hemen ona şöyle seslenmeye başladı:

“Ey toprak babası (Ebu Turap) haydi kalk! Ey toprak babası kalk!’“ (Buhari, Müslim)

Esma Bint Ebu Bekir’den (ra):

“O, Mekke’de Abdullah bin Zübeyr’e hamile kaldı. Dedi ki:

“Hamile olarak yola çıktım. Medine’ye geldim, Küba’da konakladım ve onu Küba’da doğurdum. Sonra Allah Resulü’ne geldim. Onu kucağına alıp bir hurma getirtti, ağzında çiğneyip ezdikten sonra, çocuğun ağzına tükürdü. Böylece onun karnına giren ilk şey Allah Resulü’nün tükürüğü oldu. Sonra ezdiği hurmayı koydu. Sonra ona bereketle dua etti.

“İşte İslam’da doğan ilk çocuk o olmuştur.”

Diğer rivayette şunu ilave etti:

“(Medine’deki Müslümanlar) onun (İbnü’z-Zübeyr’in) doğumuna çok sevindiler. Çünkü Yahudiler Müslümanlara:

“Size büyü yaptılar, artık çocuklarınız doğmayacaktır.” diyorlardı.” (Buhari, Müslim)

Ebu Musa’dan (ra):

“Dedi ki:

“Bir oğlum oldu. Onu alıp Allah Resulü’ne getirdim. Ona İbrahim adını verdi. Sonra (ağzında yumuşattığı) hurmayı ağzına koydu ve ona bereketle dua buyurdu, soma bana iade etti. Bu çocuk, Ebu Musa’nın en büyük oğlu idi.” (Buhari, Müslim)

Resul-ü Ekrem’in (asm) değiştirdiği isimler

Ebu Davud dedi ki:

“Peygamber, As, Aziz, Aile, Şeytan, El-Hakem, Gurab (karga), Hubap (yılan) ve Şihap (kayan yıldız, alev) isimlerini değiştirdi.

Şihap’a Hişam (cömertlik) adı verdi. Harp (Savaş)a “Silm” (anlaşma) koydu. El-Muzdaci (uzanmış, uyuyan) adını değiştirip “El-Münbais” (uyarıcı) koydu. Afire adındaki yerin ismini değiştirip “Hadre” (yeşillik) koydu. Şibud-dalale (sapıklık vadisi) adını değiştirip yerine “Şibul-huda” (hidayet vadisi) adını koydu. Benuz-zinye (zina çocukları) adının yerine “Benu Rişde” (meşru çocuklar) adını koydu. Benu Muğviye (azgın kadının çocukları) adını değiştirip “Benu Rüşd” (meşru çocuklar) koydu.”

Ebu Hureyre’den (ra):

“Ebu Seleme’nin kızı Zeynep’in asıl adı Berre idi. O bu isimle;

“Kendisini temize çıkartıyor.” denildi. Bu durum anlatılınca Peygamber ona Zeynep adını taktı.” (Buhari, Müslim)

İbn-i Abbas’tan:

“Haris’in kızı Cüveyriye’nin asıl ismi Berre idi. Peygamber onun adını Cüveyriye’ye çevirdi. Çünkü;

“Resulullah Berre’nin (nefsini temize çıkaran) yanından çıktı.” denilmesinden hoşlanmıyordu.” (Müslim)

Zeynep Bint Ebu Seleme’den (ra):

“Adım Berre idi, Peygamber bana Zeynep adını verdi. Onun yanına Zeynep Bint Cahş girdi, onun da adı Berre idi. Ona da Zeynep adım taktı.” (Müslim)

Üsame Bin Ahderi ‘den (ra):

“Asram adında bir adam vardı; bir gmb içinde Peygamber’e geldi. Peygamber ona:

“Adın nedir?” diye sordu.

“Asram.” deyince;

“Hayır sen Züra’sın.” dedi.” (Ebu Davud)

Said Bin Müseyyep’ten (ra):

“Babası (dedesi) Peygamber’e geldi. Resulullah ona:

“İsmin nedir?” diye sordu. Adam:

“Hazen’dir.” diye cevap verince;

“Hayır, sen (artık) Sehl’sin.” buyurdu. Bunun üzerine adam:

“Ben babamın bana verdiği ismi değiştirmem.” dedi.”

Diğer rivayet:

(Dedesi) dedi ki:

“Seni (kolaylık) çiğnenir ve de aşağılanır.” Said:

“Bundan sonra (bu isim sebebiyle) bize hüzün ve keder isabet edeceğini zannettiğim.” dedi.”
(Buhari, Ebu Davud)

Hayseme Bin Abdurrahman, babasından (ra), dedi ki:

“Peygamber’e geldim. Bana:

“Adın nedir?” diye sordu.

“Abdu1-Uzza.” deyince;

“Hayır, sen (artık) Abdurrahman’sın.” buyurdu.” (Taberani)
Bezzar’da:

“İsmin nedir?” diye sordu.

“Aziz’dir.” dedim. Bunun üzerine:

“Aziz (ancak) Allah’tır.” buyurdu.” diye geçmekledir.

Sehl Bin Sad’dan (ra):

“Münzir Bin Ebu Üseyt doğduğu zaman Peygamber’e getirildi. Onu kucağına aldı. (Babası) Ebu Üseyt de oturuyordu. Peygamber önündeki bir şey ile ilgilenince, Ebu Üseyt çocuğu onun kucağından kaldırdı. Allah Resulü bunun farkına vardı ve sordu:

“Çocuk nerededir?” Ebu Üseyt dedi ki:

“Onu kaldırdık ey Allah’ın Resulü!”

“Onun ismi nedir?”

“Falandır.” diye cevap verdi. “Hayır, o falan değil; ismi Münzir’dir.” buyurdu ve o gün ona Münzir ismini böylece koymuş oldu.” (Buhari, Müslim)

Ali’den (ra):

“O, oğlu Hasan doğduğunda ismini Hamza taktı. Hüseyin doğduğu zaman ona amcasının adı olan Cafer’i taktı. Ali anlatıyor:

“Bunun üzerine Peygamber beni çağırıp şöyle dedi:

“Ben bu iki oğlumun adını değiştirmekle emir olundum.”

“Allah ve Resulü en iyi bilendir.” dedim. Bunun üzerine o ikisine Hasan ve Hüseyin adlarını taktı.” (Ebu Ya’la, Bezzar, Taberani)

Ali’den (ra):

“Hasan doğduğu zaman adını “Harp” koydum. Peygamber geldi ve:

“Oğlumu bana getirin, bakalım ne isim koydunuz?” buyurdu.

“Ona Harp ismini verdim.” dedim.

“Hayır, Hasan’dır.” buyurdu.

Sonra Hüseyin doğdu. Onun da adını “Harp” koydum. Gelip şöyle buyurdu:

“Oğlumu bana gösterin, bakalım ne ad koydunuz?” 

“Harp ismini verdim.” deyince, şöyle buyurdu:

“Hayır, o Hüseyin’dir.”

Üçüncü oğlum doğduğunda ona da “Harp”‘ ismini verdim. Peygamber gelip:

“Oğlumu bana gösterin, bakalım isim koydunuz?” buyurdu.

“Ona Harp adını koydum.” Dediğimde;

“Hayır, o, Muhsin’dir.” buyurdu. Sonra:

“Ben onlara Harun’un şu çocuklarının isimlerini taktım: Ceber, Cübeyr ve Mübşir.” buyurdu.” (Bezzar)

Peygamber Efendimiz’in (asm) verdiği künyeler

Aişe’den (ra):

“Dedim ki:

“Ey Allah’ın Resulü! Arkadaşlarımın hepsinin künyesi var.”

“Sen de oğlun (yeğenin) Abdullah’la künyelen!” buyurdu. Bunun üzerine o, Abdullah Bin Zübeyr ile künyelendi. Ondan sonra kendisine Ümmü Abdullah denilir oldu. (Ebu Davud)

 İbn-i Mesut’tan (ra):

“Peygamber, onu henüz çocuğu olmadan Ebu Abdurrahman olarak künyeledi.” (Taberani)

Şureyh Bin Hani, babasından (ra):

“Kavmi ile birlikle Medine’ye Peygamber’e varınca, kavminin onu Ebu’l-Hakem olarak künyelediklerini duydu. Hemen Peygamber onu çağırdı ve şöyle buyurdu:

“Hakem olan ancak Allah’tır. Hüküm de O’nundur. Neden Ebu’l-Hakem olarak künyelen-din?” Şu cevabı verdi:

“(Sebebi şudur:) Kavmim bir anlaşmazlığa düştüğü zaman beni çağırırlar ve ben de aralarında hükmederim. Her iki fırka da benim hükmüme razı olur.” Bunun üzerine Peygamber şöyle buyurdu:

“Ne güzel şey bu? Peki senin çocukların yok mudur?”

“Şureyh, Müslim ve Abdullah adlarında çocuklarım vardır.”

“En büyükleri hangisidir?”

“Şureyh.”

“Bundan itibaren sen Ebu Şureyh’sin.” buyurdu.” (Ebu Davud, Nesai)

Peygamber Efendimiz (asm) ismini hatırlayamadığı kimselere Abdullah diye seslenirdi

“Peygamber’in yanında bulunurdum. Bir adamın adını hatırlayamadığında ona:

“Ey Abdullah’ın oğlu!” diye hitap ederdi.” (Taberani) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Güzel isim koymanın önemi nedir?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com