" Oruç " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Allah niçin kullarının aç kalmasını istiyor?

Niçin oruç tutuyoruz? Ramazan'da farz kılınan oruç ibadetinin bireye ve topluma faydası nedir?

Cevap:

Allah'ın (cc) emirlerinden biriolan oruç, insanlığın şahsî ve sosyal hayatına pek çok fayda vehikmetler sağlamaktadır. Oruç insanlığa maddî manevî şifadır.
Oruç tutmak “yerlerin ve göklerin terbiye edicisinin, Allah (cc) olduğunu ilan etmektir”
Yeryüzü Allah’ın (cc)rahmet hazineleriyle süslenmiş muhteşem bir sofradır. Fakat insan her gün yiyip içtiği bu muhteşem sofranın hakiki sahibini gafleti sebebiyle unutuyor.
Oruç tutmakla insanyer, gök ve arasındaki her şeyin, bir bardak suyun bir lokma ekmeğin dahi sahibi Allah (cc)olduğunu hatırlar.
Mü’minler Ramazan ayında adeta muntazam bir ordu hükmüne geçerler. Cenab-ı Hakk'ın emriyle milyonlarca mü’min, yeme içmeyi bir andabıraktıkları gibi yine yemek içmek için Rablerinin (cc)iznini (akşam ezanın okunmasını)beklerler. Böylece oruç ibadetiyle yeryüzünde çok geniş bir kulluk sergilenmekte ve her şeyin gerçek sahibinin, Allah (cc)olduğu ilan edilmektedir.
Oruç, insanın Allah’a (cc) olan “şükür borcunu hatırlatır”
Bir insanın çarşıdan her türlü ihtiyacınıtoplayıp dükkan sahiplerine fiyat ödemeden çıkıp gitmesinin abesliğini bir düşünün. Fiyat ödemek ve teşekkür etmek insanlığın gereği değil midir?
Kullara hürmet ve teşekkür İslam adabındandır. Fakat insanın asıl vazifesi Rabbine (cc)olan şükrüdür. Çünkü tüm mal ve nimetlerin gerçek sahibi Allah’tır (cc)ve verdiği nimetlere fiyat olarak kullarından şükür istemektedir.
Dükkan sahiplerine bir ücret ödeyip asıl mal sahibi olan Allah’a (cc)istediği fiyatıödememek bir insan için ne kadar normal sayılabilir? Allah’a (cc)şükretmeyen bir kulun insaniyetten ve medeniyetten nasibi söz konusu olabilir mi?
Fakat insanoğluaciz ve her şeye çok muhtaç olduğu halde Allah'a (cc)gerektiği şekilde şükretmiyor. Allah'ın (cc)kendisi için yarattığı her biri birer mucize olan nimetleri hakkıyla takdir etmiyor. Vesile olanlara çokça teşekkür etmeyi akıl etse deasılnimet sahibi olan Allah'a (cc),şükür vazifesini unutuyor.

İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç, herkese hatta pek çok zengin kimselere de bir kuru ekmeğin kıymetini takdir ettirir. İnsan ihtiyaçlarını hatta bir kuru ekmeği ve bir yudum suyu bile kendi yaratamayacağını oruç tutmakla anlar. İnsan açlık ve susuzlukla Allah’a (cc)ne kadar muhtaç olduğunu anlar ve şükre yönelir. Şükretmek, imanın yarısı sayılmıştır.

Oruç “toplumun huzuruna sebeptir”
Yardımlaşma toplum hayatı için biresastır. Fakat yardıma muhtaç olanların halini zengin ve ihtiyaçsız kimseler gerçek anlamda hissedemezler. “Tok, açın halinden anlamaz.” sözü de bu yüzdenmeşhur olmuştur.
İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç, en zengin kimselere bile açlığın ne olduğunu hissettirir ve zenginleri muhtaç kimselereşefkat ettirir veyardımına koşturur.
Oruç “nefse kulluğu hatırlatır”
İnsan nefsi, emir altına girmekten hoşlanmaz vehep serbest hareket etmek ister. Allah’ın(cc)nimetlerini kendi malı gibi görüp helal haram demeden keyfince kullanmak istemektedir.
İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç, her bir nefse “Hür değil, kulsun!” der. Çünkü oruçla insan, Efendisi olan Rabbinin (cc)emri ve izni olmazsa bir bardak suya dahi elini uzatamaz.
Aklen, kalben ve vicdanen kulluğunu idrak etmiş mü’minler her sene Ramazan-ı Şerif'te oruç tutarakAllah'a(cc) itaat etmektenhoşlanmayannefislerine bir ay boyuncasıkıbirterbiye uygulamaktadırlar.
Oruç "bedenin çürümeye mahkum olduğunu hatırlatır"
İnsan, bedeninihep dinç ve güzel olmasını ister. Ölümün bir günkendisine gelip güzel bedeninin çürüyeceğini asla kabullenmek istemez. Hatta etten kemikten ibaret olan bedenini çelikten sanıyor olmalı ki; ibadetlerini unutup hiç ölmeyecekmiş gibi dünya lezzetlerine dalmaktadır.
İşte oruçinsana, bir iki öğün yemekten mahrum kaldığındatakatsiz kalan bedeninin bir gün mutlaka toprağa girip dağılacağını hatırlatır. Açlığa dayanamayıp halsizleşen bedeni, öldüğünde de elbette toprağa mukavemet edemeyecek ve çürüyecektir. Öyleyse fani bedenlerin güzelliği değil ahlak ve ibadetle ruhları güzelleştirmek önemlidir.
Oruç “Kurân'a yöneltir”
Ramazan ayı insanlar için çok önemli bir aydır. Çünkü Allah’ın (cc)insanı kendisine muhatap seçmesi ve bir nevi konuşması olan Kur'ân, bu ayda indirilmiştir.
İşte, Allah’ın (cc)kullarına hitap ettiği Ramazan ayını mü’minler oruçlu geçirirler. Çünkü oruç insana yeme içmeyi terk ettirmekle beraber bir kısım lüzumsuz şeylerden de uzaklaştırır. Yani mü’minler bu ayda yemeyi, içmeyi bırakarak adeta meleklere benzer bir hal alırlar. Ve bu manevî halle Rablerinin (cc)kelamı olan Kurân’ı adeta yeni nazil oluyor gibi hürmetle okur ve dinlerler.
Ramazan ayında yeryüzü adetabüyük bir mescid hükmüne geçer. Tüm müminler ilahî kelam olan Kur'ân-ı Azimüşşan’ı bu mescitte meleklere benzer bir halde dinler ya da dinlettirirler.
Oruç “ahirete çok kârlı bir yatırımdır”
Allah (cc) Ramazan ayını kullarına ilahî bir bayram ve uhrevî kârı yüksek bir çarşı yapmıştır. Bu mübarek ayda bire bin sevap yazılır ve mü’minlere seksen senelik bir ömrü kazandırır.
İşte, oruç ile mü’minler Ramazan-ı Şerif'teki manevî kazançlarını azaltacak kötü ve lüzumsuz hallerden kaçınmış olurlar. Oruç tutan kimse yemek içmek ve şehevî hislerden uzaklaşır, daha çok ibadet ile meşgul olur, uhrevî ticaret kazancı artar.
Hatta oruç ile midenin tatile çıkmasıyla bedenin diğer azaları da dinlenmeye geçer. Böylece insanda maddî sakinlikle birlikte manevî bir faaliyet ve bir yükseliş meydana gelir.
Oruç “hastalıklara şifadır”
İnsanın dilediği her şeyi yiyip içmesi maddî sağlığına zarar verir. Manevî hastalıkların da en önemli sebebi helal haram ayırt etmeksizin önüne geleni yiyip içmektir.
Maddeten rahatsız bir kimsenin çalışma gücü düşer. Manen hasta bir insanda Allah’a (cc)ibadet etmeyi kendine yük olarak görür.
İşte Ramazan-ı Şerif'teki oruç hem nefislere hem bedenlere şifadır. Oruçla insan Rabbine(cc) itaati öğrendiği gibi üst üste yemek yemeyi terkederek hastalıklara hedef olmaktan kurtulur.
Oruç bir müddetliğine helali de yasaklar. İnsan helal olanabile elini uzatamayınca, harama olan iştahı azalır, nefsi sükunet bulurve terbiye olur.
Oruç sabrı öğretip sabırsızlık ve tahammülsüzlük hastalığına bir ilaç olur. Oruç ile insan hayat yükünü kaldıracak sabrı da öğrenir.
Oruçla mide tatile çıktığında insan manevî lezzetlerin farkına varır. Ve midenin ağlamasına karşılık kalp, ruh ve latifeler tebessüm ve terakki ederler.
Oruç, "nefse hiçliğini hatırlatır"
İnsan nefsi, Rabbini tanımak istemiyor. Aczini ve fakrini unutup firavunlar gibi Allah’ı (cc)tanımak istemediği gibi neredeyse kendisi de ilahlık taslar bir hal takınıyor.

Cenab-ı Hak nefse demiş ki:
"Ben neyim, sen nesin?" Nefis demiş:
"Ben benim, sen sensin." Azab vermiş, Cehennem'e atmış, yine sormuş. Nefis yine demiş:
"Ene ene, ente ente (ben benim sen sensin)."Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş. Sonra açlık ile azab vermiş, yani aç bırakmış. Yine sormuş:
"Ben neyim, sen nesin? (Men ene vema ente?)" Nefis demiş:
"اَنْتَ رَبِّى الرَّحِيمُ وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجِزُ" Yani: "Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, ben senin âciz bir abdinim." (Mektubat) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Allah niçin kullarının aç kalmasını istiyor?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com