" Oruç " 1 ek soru var. 1 yorum

 

 Ramazan orucu hangi durumlarda terk edilebilir?

Ramazan orucunu terk etmeyi mübah kılan durumlar nelerdir?

Cevap:

“Kim özürsüz, hastalıksız bir gün ramazan orucunu açarsa bütün ömrü boyunca oruç tutsa onun yerini tutamaz.” (Tirmizi, Nesei, Ebu Davud, İbn Mace, İbn Huzeyme)

Ramazan orucunun tutmamayı mübah kılan durumlar şunlardır:
1- Hastalık

Oruçlu olan kişi hastalandığında ne yapar?
1- Oruçlu kişi hastalanır, oruç nedeniyle hastalığının artacağından, ya da şifasının gecikeceğinden korkarsa ve yahut da oruç nedeniyle şiddetli bir meşakkatle karşılaşırsa, üç mezhep imamına göre orucunu açması caiz olur.
Hanbelîler, bu durumdaki kimsenin orucunu açmasının sünnet olacağını; oruç tutmasınınsa mekruh olacağını söylemişlerdir.
2- Bir kimse oruç nedeniyle helak olacağını veya duyularından birinin işlemez hale geleceğini zanneder ve bundan korkarsa, orucunu açması vacip olur. Bu durumdaki kişinin orucu devam ettirmesi ittifakla haramdır.
Sağlıklı kimse oruç nedeniyle kendisine şiddetli bir zarar olacağını zannederse ne yapar?
Hanefilere göre; bir kişi oruç tuttuğunda hasta olacağına kuvvetli bir zanla inanırsa, orucunu açması mübah olur. Ama hasta olsa bile oruca devam etmesi de mübah* olur.
*Mübah: Yapılmasında veya terkinde dinî yönden hiçbir mahzuru bulunmayan, yani mükellefin yapıp yapmamakta tamamen serbest olduğu işlerdir.
Şafilere göre; kişi oruç tuttuğunda hastalanacağını zannederse, oruç tutup zarar meydana gelmedikçe orucunu açması caiz olmaz.
Şafiilere göre oruç tutup ta zarar meydana gelen kişinin orucunu açarken niyet etmesi vaciptir, terk ederse günahkâr olur.
Malikilere göre; böyle bir kişinin tıpkı hasta kimse gibi orucunu açması vacip olur.
Hanbelîlere göre; böyle bir kişinin hasta gibi orucunu açması sünnet olur, devam ettirmesi mekruh olur.

2- Gebe ve emzikli kadınlar

Hanefilere göre; gebe veya emzikli kadınlar oruç tuttukları takdirde kendileriyle beraber çocuklarına veya yalnız kendilerine veyahut da yalnız çocuklarına zarar isabet etmesinden korkarlarsa, oruçlarını açmaları veya hiç tutmamaları caiz olur.
Oruç tutmaya güçleri yettiğinde tutamadıkları günlerin oruçlarını kaza ederler, fidye vermeleri gerekmez. Emzikli kadın çocuğun öz annesi de olsa sütannesi de olsa aynı hükme tâbidir.
Şafilere göre; gebe veya emzikli kadınlar oruç tuttukları takdirde kendileriyle beraber çocuklarına veya yalnız kendilerine veyahut da yalnız çocuklarına zarar isabet etmesinden korkarlarsa oruçlarını açarlar. Her üç halden dolayı tutamadıkları orucu kaza etmeleri gerekir. Çocuklarına zarar gelmesinden korkmaları halinden dolayı ayrıca fidye vermeleri de gerekir.
Fidye orucun her bir günlük kazası için altmış fakiri doyurmaktır. Yani bu fakirlerden her birine, kefaretlerde fakirlere verilen yiyecek miktarına denk bir yiyecek verilmelidir.
Malikilere göre; gebe ve emzikli kadınlar – emzikli kadın, çocuğun öz annesi olsun olmasın- oruç tuttukları takdirde gerek kendilerinin, gerek çocuklarının ve gerekse her ikisinin hastalanmalarından veya hasta iseler hastalıklarının artmasından korkarlarsa, orucu açıp sonra kaza etmeleri gerekir. Ayrıca gebe olan değil de emzikli olan kadın fidye de vermelidir.
Bu kadınlar, oruç tuttukları takdirde gerek kendilerinin, gerek çocuklarının helak olmasından veya şiddetli bir zarara maruz kalmasından korkarlarsa, oruçlarını açmaları vacip olur.
Emzirecek başka bir kadın bulunur, çocuk da onu kabul ederse, bu durumda asıl emzikli kadının oruç tutması gerekli olur, orucu açması hiçbir şekilde caiz olmaz.
Hanbelîlere göre; gebe ve emzikli kadınlar hem kendileri hem çocukları için veya yalnız kendileri için oruç tutma nedeniyle bir zarar meydana gelmesinden korkarlarsa oruçlarını açmaları veya hiç tutmamaları mübah olur. Bu takdirde gününe gün kaza ederler.
Ama oruç tuttuklarında yalnız çocuklarına zarar geleceğinden korkarlarsa oruçlarını açmaları veya hiç tutmamaları mübah olur. Bu takdirde gününe gün kaza etmeleri ve her gün için bir fidye vermeleri gerekir.

3- Yolculuk

Seferi kişinin (yolcunun) yolculuk mesafesi, namazı kısaltmayı mübah kılan bir mesafe kadar olursa; sefere fecirden önce başlayıp fecrin doğuşundan önce seferilik hükümlerinin başladığı noktaya ulaşırsa, oruç tutmaması mübah olur.
Eğer yolculuk mesafesi bir gün namazı kısaltmayı mübah kılacak bir uzunlukta değilse oruç tutmamak caiz olmaz.
Bu iki şart üzerinde üç mezhep imamı ittifak etmişlerdir. Yalnız Hanbelîler ikinci şartta şöyle demişlerdir:
Oruçlu kişi gündüzleyin zevalden* sonra da olsa kendi beldesinden çıkıp yolculuğa giderse, namaz kısaltmayı mübah kılacak kadar bir mesafeyi gitmesi şartıyla orucunu açması caiz olur.
*Zeval: Güneşin gündüzün yarısından batmaya doğru dönmesi.
Şafiler; yolculuk halinde oruç tutmanın caiz olması için üçüncü bir şart daha eklemişlerdir. Bu şart, kişinin sürekli yolculuğa çıkan biri olmamasıdır. Seferiliği sürekli olan kimsenin oruç tutmaması haram olur. Ancak seferdeyken oruç tuttuğu takdirde, teyemmümü gerektiren bir sebeple karşılaşacak olursa oruç tutmaması vacip olur.
Ramazanda fecrin doğuşundan sonra yolculuğa çıkan kişinin, orucunu açması haramdır. Açtığı takdirde üç mezhep imamına göre kefaretsiz olarak kaza etmesi gerekir.
Şafilere göre; hem kaza hem de kefareti gerekli kılan orucunu açarsa hem kaza hem kefaret gerekir, sadece kazayı gerekli kılan orucunu açarsa kendisine sadece kaza vacip olur.
Oruç tutmaya geceleyin niyet etmiş olan seferinin tuttuğu orucu açması caiz olur, günahkâr olmaz, kaza etmesi gerekir.
Malikilere göre ise; seferi bir kişi gece niyet ettiği orucunu gündüz açacak olursa kendisine hem kaza hem kefaret vacip olur.
Hanefilere göre ise; gece oruca niyet eden seferi kişinin gündüz orucunu açması haram olur. Açtığı takdirde sadece kaza gerekir.
Seferi kişinin kendisine zor gelmemesi halinde orucunu tutması mendup olur. Çünkü bunun daha erdemli bir davranış olacağının Allah(cc) Kur'ân-ı Kerim’de şöyle haber vermektedir:
“Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse (daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber bilirseniz, (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara 184)
Ama böyle bir kişiye oruç tutmak zor gelirse tutmaması, Hanefilere ve Şafiilere göre daha faziletlidir.
Malikilere göre ise; seferi kişinin kendisine zor gelmediği takdirde oruç tutması daha erdemli bir davranıştır.
Hanbelîler göre ise; seferi kimselerin kendilerine zor gelmese bile oruç tutmamaları sünnet, tutmaları mekruhtur.

4- Hayızlı ve nifaslı(doğum yapan) kadınlar

Oruçlu kadında hayız veya nifas kanaması görülürse orucunu açması vacip olur ve oruç tutması haram olur. Oruç tuttuğunda da orucu geçersiz sayılır.
Oruçlu kadında hayız veya nifas kanaması görülürse orucunu açması vacip olur ve oruç tutması haram olur. Oruç tuttuğunda da orucu geçersiz sayılır. Kanama günleri boyunca gününe gün kaza etmesi gerekir.

5- Şiddetli derecede susayan veya acıkan

Oruçlu kişi oruca devam edemeyecek derecede şiddetli bir açlık veya susuzlukla karşılaşırsa orucunu açması caiz olur, sonra bu orucu kaza etmesi gerekir.

6- Yaşlılık

Senenin hiçbir mevsiminde oruç tutamayacak kadar yaşlı olan pir-i fani kimseler, oruç tutmaz ve Ramazanın her bir günü için bir fitre vermesi vacip olur. Üç mezhep imamı da bu görüştedir.Malikilerse fidye vermesi sadece müstehap olur demişlerdir.
Hanbelîler ise; yaşlılıktan veya iyileşmesi umulmayan bir hastalıktan dolayı oruç tutamayanların, tutamadıkları her gün için fidye vermeleri gerekir, derler.
Ramazanda oruç tutmaktan aciz olan ve fakat başka bir zamanda kaza etmeye muktedir olan kişinin, orucunu bilahare kaza etmesi gerekir. Fidye vermesi gerekmez.

7-Oruçlunun aklını yitirmesi

Oruçlu kişi bir an olsun delirecek olursa kendisine oruç vacip olmaz. Tutsa da orucu sahih olmaz.
Şafilere göre; kişi kendi fiiliyle delirirse, mesela gece bir şey yeyip de bu şeyin etkisiyle gündüz aklını yitirirse, deli olduğu süre içinde tutamadığı günlerin oruçlarını kaza eder. Ama kendi fiiliyle olmaksızın delirirse, tutamadığı günlerin oruçlarını kaza etmesi gerekmez.
Hanbelîlere göre; kişi kendi fiiliyle veya başka bir nedenle delirir de deliliği gün boyu devam ederse, o günün orucunu kaza etmesi mutlak olarak gerekmez. Ama günün bir kısmında ayılacak olursa, tutamadığı orucu kaza etmesi vacip olur.
Malikilere göre; oruçlu kişi günün tamamında veya çoğunda delirirse; günün evvelinde delilikten salim(sağlam) bulunmuş olsun olmasın o günün orucunu kaza etmesi gerekir. Günün yarısı veya daha azı süresince deliren oruçlu kişi; günün evvelinde delilikten salim bulunmamış olursa o günün orucunu yine kaza etmesi gerekir. Aksi takdirde yukarıda da belirtildiği gibi kaza etmesi gerekmez.

8-Zorlama hali

Hayata te’sir edecek veya bir organın zarar görmesine sebebiyet verecek bir şekilden dolayı oruç açılabilir, bu caizdir. Hasta veya yolcu olmayan kimsenin hakkında zorlama olursa onlar da, bu zorlama karşısında ramazan orucunu bozmaz da zulmen öldürülecek olursa, öyle kimseler günahkâr olmaz. Aynı zamanda büyük bir sevap işlemiş olurlar. Bu olay dine bağlılığı ilan eder.
Fakat yolcu veya hasta olan kimse, bu zorlamaya rağmen orucunu açmaz da öldürülecek olursa, günaha girmiş olur. Çünkü bunlar için aslında oruçlarını açma izni dinde vardır. (Büyük İslam İlmihali – Ömer Nasuhi Bilmen)
Şafilere göre, tehdit altında kalan kişi orucunu bozamaz. (Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı)

9- Düşmanla cihat

Ramazanda düşmanla savaşacak olan İslam askeri düşman karşısında zayıf düşeceğinden korkarsa, oruç tutmayabilir. İsterse savaş devam etsin, ister devam etmesin yalnız kaza lazım gelir.(Büyük İslam İlmihali- Ömer Nasuhi Bilmen)
Oruç tutmamayı mübah kılan mazeret gündüz ortadan kalkarsa ne yapılır?
Hanefilere ve Hanbelîlere göre; oruç tutmamayı mübah kılan mazeretin gündüz ortadan kalkması halinde, mesela hayızlı kadın, Ramazanda gündüz temizlenirse veya misafir(seferde olan) gündüz mukim olursa(seferiliği biterse) veyahut da çocuk gündüz bulûğa ererse; Ramazan ayına hürmeten günün geri kalan kısmında oruçlu gibi hareket etmesi vaciptir.
Malikilere göre; oruç tutmamayı mübah kılan mazeret, başkasının zorlaması dışındaki bir mazeret olursa, bunun giderilmesi halinde, günün geri kalan kısmında oruçlu gibi hareket etmek vacip olmaz.
Ama bu mazeret başkasının zorlamasına dayanıyorsa, zorlama ortadan kalkınca günün geri kalan kısmında oruçlu gibi hareket etmek vacip olur.
Şafilere göre; bu durumda günün geri kalan kısmında oruçlu gibi hareket etmek sünnettir.
Bu durumların dışında bir sebep olmadan orucu terk etmek büyük günahlar arasında zikredilmiştir.
(İbn-i Hacer el-Heytemî / ez-Zevacir an İktirafi’l-Kebair) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Ramazan orucu hangi durumlarda terk edilebilir?
Kaynak: Dört Mezhebe Göre İslam Fıkhı

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
s.v. kendir "22.9.2011 06:59" tarihinde demiş ki:
yazınız sorularıma cevap oldu.Allah razı olsun.