" Zekat " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Senelerce faiz yiyen bir kişi zekat miktarını nasıl hesaplar?

Haram ve helalin karışık olduğu bir paranın zekatı nasıl hesaplanır? Haram ile helalin karıştığı para haramdan nasıl temizlenebilir?

Cevap:

Haram ve helalin karışık olduğu paranın hükmü
Kumar, faiz ve meyhane işletmekle elde edilen paradan başka helal bir yolla kazanılan bir paraya sahip olamayan kimseye ne zekat, ne de hac farz değildir. Bu kimse fakir sayılmaktadır. Sebebi de elinde gayrı meşru yollarla kazandığı paranın kendisine ait sayılmamasıdır. Bu yollarla elde ettiği paraların tamamını fakirlere dağıtmak zorundadır. Ancak elindeki para veya malın tümü haram olmayıp arasında helal yoldan kazandıkları var ve bu mallar karışmış ise kendisine hem zekat ve hem de hac farzdır.
Dolayısıyla meşru olmayan yollarla kazanç sağlayan kimselerin elde ettikleri
bu kazancı fakirlere ve mesalih-i amme cihetine harcayarak bir daha bu yolla kazanç sağlamamak üzere tövbe etmeleri gerekmektedir. (Günümüz Meselelerine Fetvalar, Halil Günenç)
Zekat sadece helal maldan verilebilir
Ebu Hüreyre’den (ra) rivayete göre, şöyle diyor:
Resulullah (asm) şöyle buyurdu: “Allah, bir kimsenin helal olarak kazandığı maldan verdiği zekatı sağ eliyle alıp mutlaka kabul eder. Bu verilen zekat bir hurma kadar bile olsa… O rahman olan Allah’ın avucunda sizin tayınızı ve deve yavrunuzu besleyip büyüttüğünüz gibi dağdan büyük oluncaya kadar artıp büyür.” (Buhari, İbn-i Mace)
Haram yolla kazanılan maldan zekat verilmez
Ebu’l Melih (ra) babasından naklederek şöyle diyor: Resulullah’tan (asm) işittim şöyle diyordu:
“Allah abdestsiz namazı kabul etmez, çalıntı (ve haram olan) mallardan zekat olmaz.” (Buhari, İbn-i Mace)
Haram yolla elde edilen para fakirlere dağıtılmalıdır
Haram yolla kazanılan malın zekatı verilmez. Bu malın -varsa ve mümkünse- sahibine verilmesi, sahibi bilinmiyorsa fakirlere dağıtılması gerekir. Ancak bundan bir sevap umulmaz, üzerinde olan haram paranın mesuliyetinden kurtulmuş olunur. Zira o haram mal kendisine ait değildir.
Örneğin; senelerce bankadan faiz alıp yiyen bir kişi para ve mal varlığının ne kadarı faiz gelirlerinden oluşuyorsa bu miktarın tamamını fakirlere veya hayır kurumlarına bağışlamalıdır Faiz miktarının belli olmadığı bir durumda ise hesaplamak adına elden gelen tüm yöntemler kullanılmalıdır. Örneğin; kişisel olarak tutulan hesaplar, para yatırılan bankaların veri tabanları, dökümanları, hesapları vb. Tüm imkanları kullandıktan hala tam olarak hesaplanamadıysa zann-ı galibi ile muamele etmeli, bu miktar parayı fakirlere dağıtmalıdır.
Geriye kalan faizsiz kısmın ise:
Faizli kısmı belirledikten sonra geriye kalan helal kısmın zekatı verilmelidir.
Birikmiş zekatı hesaplarken dinen zengin olunan tarih esas alınır
Bir kimsenin zekatla yükümlü olması için hür, ergin, Müslüman olması; borçlarının ve asli ihtiyaçlarının dışında yıllanmış nisap miktarı mala sahip bulunması gerekir. (Şamil İslam Ansiklopedisi)
Birikmiş zekat borcu için kişi dinen zengin olduğu yani nisap miktar mala (80.18 gram altın yahut karşılığı para) sahip olduğu tarihi tespit eder. Daha sonra nisap miktar malın üzerinden kaç yıl geçtiğini hesaplar.
Eğer sahip olunan mal miktarı seneler içerisinde değişikliğe uğramamışsa; bir sene için üzerine farz olan zekat miktarını geçen seneler sayısıyla çarpıp ortaya çıkan miktar verilir.
Eğer mal miktarı seneler içerisinde değişikliğe uğramışsa, her sene için verilecek zekat miktarı ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Bu durumda her senenin zekatı için esas alınacak olan o senelerde sahip olunan malın miktarıdır.
Her 90 gram altın karşılığı parada 2.25 gram altın yahut kıymeti olan para zekat olarak verilir
Nakit paranın zekatı hesaplanırken altın üzerinden hesaplanır. Paranın o günkü altın fiyatlarıyla kaç gram altına tekabül ettiği önemlidir:
Her iki yüz dirhem için, beş dirhem zekat vermek farzdır. Her yirmi miskal (90 gram) için de, yarım miskal (2.25 gram) zekat vermek gerekir. (Feteva-yı Hindiyye)
Allah-ü Teala faizi haram kılmış, bu konuda kullarını şiddetle uyarmıştır
Riba (faiz) yiyenler (kabirlerinden), ancak kendisini şeytan çarpmış kimsenin, cinnet nöbetinden kalktığı gibi kalkarlar! Bu, şüphesiz onların: “Alış-veriş (de) ancak faiz gibidir.” demeleri yüzündendir. Halbuki Allah, alış-verişi helal, faizi ise haram kıldı! O halde kim kendisine Rabbinden bir nasihat gelir de (faizden) vazgeçerse, artık geçmişte olan (İslam’a girmeden önce aldıkları) kendisinindir. Onun işi (hakkındaki hüküm) ise Allah’a aittir. Kim de (helal sayarak faize) dönerse, işte onlar ateş ehlidirler! Onlar orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Allah, faizi (bereketsiz kılıp, onun karıştığı malı) mahveder; sadakaları ise bereketlendirir. Ve Allah, azılı kafir (faizi helal sayan), aşırı günahkar (haram bildiği halde faizde ısrar eden) hiçbir kimseyi sevmez!
Şüphesiz ki iman edip salih ameller işleyenler, namazı hakkıyla eda edenler ve zekatı verenler var ya, onların Rableri katında mükafatları vardır. Hem onlara hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmazlar.
Ey iman edenler! Eğer (gerçek) Müminler iseniz, Allah’dan sakının ve faizden kalan (alacağınız)ı bırakın!
Buna rağmen böyle yapmazsanız, o halde Allah ve Resulünden (size karşı açılmış) bir savaş olduğunu bilin! Fakat tevbe ederseniz, artık sermayeleriniz sizindir. Ne haksızlık etmiş, ne de haksızlığa uğratılmış olursunuz. (Bakara, 275-276-277-278-279)
Resulullah (asm) faizden şiddetle sakındırmaktadır
“Faizden kazanılan bir dirhem para, Allah'ın nezdinde günah bakımından otuz altı kere yapılan zinadan daha kötüdür.” (Cami’üs Sağir)
Ebu Hüreyre'den (ra) rivayet edilmiştir ki, Nebi (asm) şöyle buyurmuştur:
"Şu yedi helak edici şeyden kaçınınız!" Ashab;
“Onlar nelerdir Ya Resulullah?" dediler. Resulullah (asm);
"Allah'a şirk koşmak, sihir, Allah'ın, haram kıldığı cana haksız yere kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, harp günü (düşmandan) kaçmak, kötülükten habersiz iffetli Mümin kadınlara iftira etmektir." (Buhari, Müslim, Ebu Davud)
İbn-i Mesud'un (ra) şöyle dediği rivayet edilmiştir:
“Resulullah (asm) faizi yiyene ve yedirene lanet etmiştir." (Müslim)
Hadis-i şerif, ribayı (faizi) haram kılmış, bu konuda şiddet göstermiştir. Çünkü bulaşmadıkları halde faizi yazan ve şahit olan kimseler lanete uğradıkları zaman, faizi alıp veren lanete daha müstehaktır.
Bu tür muamelelerden şiddetle sakındırmakta; bu tür alışverişlere yardım eden, teşvik eden, delalet eden herkesi kapsamaktadır. (Riyaz’üs-Salihin)
Evet faizin günahı pek büyüktür. Bununla birlikte; Allah’ın (cc) rahmet kapısı tevbe edecekler için daima açıktır. Haram yoldan para kazanmanın günahından kurtulmak için geç olmadan tevbeye yönelmek gerekir.
“Her ademoğlu çok hata işler. Hata işleyenlerin de en hayırlısı tevbe edenler (nâdim olarak hatasından dönenler) dir.” (Tirmizi)
Allah (cc) rahmetinin kapılarını ardına kadar açmıştır. Yeter ki tövbe etsinler. Günahkarlar ne kadar günahlara batmış da olsalar yeter ki O'nun rahmetine ve bağışlamasına içtenlikle yönelsinler. (Mektubat-ı Rabbani)
“Müminle imanın hali, at ile bağlandığı kazığın haline benzer. At yayılırken dolaşıp sonra kazığa yaklaştığı gibi, Mümin de gafletle bazı hatalar işler, sonra tövbe istiğfar ederek manen bağlandığı imana döner. Yemeğinizi takva sahiplerine (günahlardan daha çok sakınanlara) yedirin. İyilik ve yardımlarınızı da Müminlere yapın.(İbn-i Hıbban)
Günah işlemek kulluğun muktezası, af etmek Cenab-ı Hakkın lütfudur
Allah-ü Teala Hazretleri kullarına cüz-i irade vererek hayrı da şerri de seçme hakkı tanımıştır. Kullarından cüz-i iradeleri ile hakkı batıla helali, harama tercih etmelerini emretmiş, buyruğunu dinleyenlere cennet gibi büyük bir mükafat vaad etmiştir. Bununla birlikte nefsine ve şeytana mağlup olup harama giren kullarına af ve mağfiret kapısını sonuna kadar açmış ve onları tevbeye davet etmiştir.
“Allah’a tevbe edin ki kurtuluşa eresiniz.” (Nur, 31)
“Ey iman edenler! (Samimi bir tevbe olan) Tevbe-i Nasuh ile Allah’a tevbe edin! Olur ki Rabbiniz, sizin kötülüklerinizi örter ve Allah, peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı bir günde, sizi altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyar! Onların nuru önlerinde ve sağlarında koşar (da): “Rabbimiz! Nurumuzu bize tamamla ve bize mağfiret eyle! Şüphesiz ki sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin!” derler.” (Tahrim, 8)
Sevgili elçisi Hazreti Muhammed (asm) ise;
“Her ademoğlu çok hata işler. Hata işleyenlerin de en hayırlısı tevbe edenler (nadim olarak hatasından dönenler) dir.” (Tirmizi) buyurarak hata etmenin insanlığın muktezası olduğunu,
“Kudret ve iradesiyle yaşadığım Allah’a yemin ederim ki, eğer günah işlemeseniz Allah sizi yok eder, günah işleyen bir millet halk eder ki, Allah’tan günahlarının affını istesinler. Allah da onları affeder. (Böylece Allah’ın affedici oluşu meydana çıkar)” (Müslim) buyurarak ise Rabbimizin merhametliler merhametlisi olduğunu belirtmiştir. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Senelerce faiz yiyen bir kişi zekat miktarını nasıl hesaplar?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com