" Oruç " 1 yorum

 

 Oruç Çeşitleri

Orucun çeşitleri nelerdir?

Farz oruçlar iki kısımdır:

Birincisi; belli bir zamanda tutulan Ramazan-ı Şerif orucudur.
İkincisi; belli bir zamanda olmayan kaza ve kefaret oruçlarıdır.

Ramazan Orucu

“Ey iman edenler! Sizden evvelkilere farz kılındığı gibi, oruç tutmak (sizin de) üzerinize farz kılındı; ta ki (günahlardan) sakınasınız.” (Bakara, 183)
“İslam beş şey üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan ayında oruç tutmak ve haccetmek.” (Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesei)

Kaza Orucu

“Sayılı günler olarak (oruç size farz kılındı)! Fakat içinizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, artık (tutamadığı günler) sayısınca başka günler(de oruç tutsun)! Ona gücü yetmeyenlerin üzerine ise, (tutamadıkları her gün için) bir fakirin (bir günlük) yiyeceği kadar fidye (verme borcu) vardır. Buna rağmen kim gönlünden koparak bir hayır işlerse (daha fazla verirse), o takdirde bu, onun için daha hayırlıdır. Bununla beraber bilirseniz, (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” (Bakara, 184)
Nâfî anlatıyor : “İbn-u Ömer (ra) diyor ki: Ramazanı hastalık ve sefer sebebiyle yiyenler, onu peş peşe tutarlar.” (Kütüb-i Sitte)
Ashabın büyük çoğunluğu, dört mezhep imamı ve fıkıh âlimlerinin ekseriyeti (fıkıh âlimlerinin çoğu) ise, peş peşe tutmayı şart değil, sadece müstehap görür. Her ne kadar kıyas, Ramazan’da hiç ara verilmeden tutulan orucun kazasında da ara vermemeyi gerektirir ise de, ayet-i kerimenin mutlak ifadesi bunu şart olmaktan çıkarmıştır. Ayette ; “ hasta veya yolcu olan, tutamadığı orucu diğer günlerde tutar” buyrulmaktadır. Bu ifade, mutlak peş peşe tutulmasını gerektirmemektedir. (Camiu’l usul)

Kefaret orucu

Kur'ân-ı Kerim'de "...... Amellerinizi boşa çıkarmayın" hükmü vardır. Farz olan Ramazan-ı Şerif orucunu; kasden bozmak, büyük bir cinayettir. Hanefi fukahâsı (fıkıh alimleri) Resûl-i Ekrem'in (asm): "Kim Ramazan ayında orucunu bozarsa; onun üzerine zıhar yapan kimsenin üzerine lâzım gelen şey (kefaret) gerekir" hadis-i şerifini esas almıştır. (Muhammed Sûresi: 33. ayet) ( İbn-i Hümam - Fethû'l Kadir - Beyrut : 1315 D. Sadr Mtb. C: 2, Sh: 70. )
Zıhar: lügat manası erkeğin karısına“ sen bana anamın sırtı gibisin „ demesidir. Zıhar yapan kimsenin , te’dip edilsin(edeplendirilsin) ve ağır cezayla cezalandırılsın diye kefareti eda etmeden karısıyla cinsel temasta bulunması haramdır. (Dört mezhebe göre islam fıkhı Abdurrahman Ceziri )
Dolayısıyla kasden(bilerek) yiyip-içen veya cima eden oruçlu kimse; tetabûya riayet ederek (yani arka arkaya olmak şartı ile) altmış gün oruç tutmak mecburiyetindedir. Bu onun üzerine farzdır. Ayrıca aynı orucu kaza etmelidir. Yani altmış bir gün oruç tutmalıdır. Malikiler de bu görüştedir.
Bir kısım fukaha ise, sadece kaza etmek yeterlidir, kefarete gerek yoktur, der. Çünkü Hz. Peygamber’in emri sadece cinsi temas konusunda varit olmuştur, yemek- içmek söz konusu edilmemiştir. Yemek – içmek de hiçbir zaman cinsi temasa benzemez. İmam-ı Şafiî ve Ahmet bin Hanbel, bu ikinci görüşü tercih ederler. (Camiu’l Usul)
İmam-ı Merginani: "Ramazan-ı Şerifte tutulan oruçların dışındakilerde kefaret yoktur. Zira Ramazan ayında orucu bozmak, cinayet bakımından çok ileri bir derecededir. O başkası ile aynı şekilde mütalâa edilemez(düşünülemez)" hükmünü zikretmektedir. ( İmam-ı Merginani el Hidaye şerhu Bidayetü’l Mübtedi-kahire 1965 C: 1, Sh: 125. )

Vacip Oruçlar

“…adaklarını yerine getirsinler…” (Hacc, 29)
Nezir (adak), kişinin dinen yükümlü olmadığı bir ibadeti yapmayı kendisi için bir yükümlülük haline getirmesidir. Kişi, oruç tutmayı adamışsa, bu adak orucunu tutması vaciptir. Adak adanırken, orucun tutulacağı gün belirlenmişse, mesela falan ayın falan günü gibi. Bu muayyen bir vacip olur ve orucun belirlenen günde tutulması gerekir.
Adak olarak adanan itikâf orucu da belirli günde tutulacağı için muayyen vacip sayılır. Orucun tutulacağı gün belirlenmemişse gayr-i muayyen vacip olur ve dilediği bir günde tutulabilir.
Başlanmış nafile orucun bozulması durumunda ise bunun kaza edilmesi Hanefilere göre vaciptir. Malikiler ise kazanın farz olduğunu söylemişlerdir. Şafii’ye ve Malik’ten başka bir rivayete göre nafile orucun kazası gerekmez.
Bu ayet-i kerime bu hususta kat’i bir delil değildir. Zira bir günah işlemeyi adayan kişinin, bu adağını yerine getirmesi zorunlu değildir.
(Diyanet Vakfı İlmihali) (İslam Fıkhı dört mezhebe göre Abdurrahman Ceziri)
Allah Resulü de: “ Kim Allah'a itaat etmeyi adarsa, ona itaat etsin ve kim de Allah'a isyan etmeyi adarsa, ona isyan etmesin” buyurmuşlardır. (İslam Fıkhı-Buhari, Eyman)

Sünnet Olan Oruçlar

Pazartesi Perşembe Oruçları

Hz. Aişe (ra) anlatıyor:
“Resulullah (asm) Pazartesi ve Perşembe günlerinde oruç (la) sevap arardı.”
(Tirmizi)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:
“Resulullah (asm) buyurdular ki:
“Ameller Allah Teâlâ hazretlerine pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben amelimin oruçlu olduğu halde arz edilmesini severim.”
(Tirmizi)

Muharrem Ayı Orucu

Abdullah b. Abbas anlatıyor;
“Hz. Peygamber (asm) Medine’ye geldi, Yahudilerin aşure orucu tuttuklarını görünce;
“Bu nedir?” diye sordu.
“Bu salih bir gündür; Allah Musa’yı ve İsrailoğullarını, düşmanlarından bugün kurtardı. Musa da (buna şükür için) bugün oruç tuttu” dediler.
Bunun üzerine Hz. Peygamber de “Biz Musa’ya sizden daha layıkız.” diyerek oruç tuttu. Ve arkadaşlarına da oruç tutmalarını emretti.”
(Buhari, Müslim, Ebu Davud, Cami’ul Usul)
Abdullah b. Abbas şöyle dedi:
“Resulullah (asm) aşure günü, yani muharremin onuncu günü oruç tutmayı emretti.”
(Tirmizi, Kütüb-ü Sitte)
Abdullah b. Abbas’dan rivayet edilmiştir:
Resulullah (asm) şöyle dedi:
“Gelecek yıla kavuşursam (Muharremin) dokuzuncu günü yani aşure günü oruç tutacağım.
(Müslim, Ebu Davud) (Kütüb-ü Sitte)
Aşure orucuna Muharrem ayının dokuzuncu gününü de eklemek, Yahudilere benzememek içindir. Bu ifade sadece onuncu günde oruç tutmayı hoş görmediği dokuzuncu günü de ilave etmek istediği şeklinde de anlaşılmak istenmiştir.

Eyyam-ul Bî’z (her Arabî ayın 13, 14 ve 15. günleri )

Eyyam-ı Bî’z beyaz günler demektir. Bundan maksat da, kamerî takvime göre geceleyin ay ışığıyla en aydınlık olduğu on üç, on dört ve on beşinci günlerdir.
Ebu Zer el- Ğifârî’den rivayet edilmiştir. Resulullah (asm) şöyle buyurdu;
“Her ay üç gün oruç tuttuğunda ayın on üç on dört ve on beşinci günlerinde tut.”
(Tirmizi, Nesai Cami’ül Usul)
Abdullah İbnu Katâde İbni Milhân el-Kaysî, babasından (ra) anlatıyor:
"Resulullah (asm), bize eyyam-ı bî'z'de yani ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerinde oruç tutmamızı emrederdi ve "bunlar yıl orucu vaziyetindedir" derdi.”
(Ebu Davud, Nesai)
Her ayın on üç, on dört ve on beşinci günlerinde tutulan orucun bütün bir yılın orucuna denk sayılmasının sebebi, iyiliklere on misli mükâfatla karşılık verilmesidir.

Şaban ve Recep Ayı Oruçları

Alkame, Ebu Said-i Kudri’den naklen Resulullah Efendimiz’in (asm) şöyle buyurduğunu anlatmıştır;
"Bir kimse Recep ayı içinde imanla ve sevabını Allah’tan bekleyerek bir gün oruç tutarsa, Allah’ın en büyük rızasına hak kazanır. Firdevs cennetinin en üst katına yerleşmeye hak kazanır."
(Gunyet’üt Talibin)
Osman b. Hâkim el Ensari anlatıyor;
“Recep ayında bulunduğumuz sırada. Said b. Cübeyr’e Recep ayının orucunu sordum. İbn-i Abbas’ın şöyle söylediğini duydum, dedi:
“Resulullah (asm) bazen sürekli oruç tutardı. Hatta biz; ‘orucunu hiç bozmayacak’ derdik. Bazen de hiç tutmazdı, o kadar ki biz ‘artık oruç tutmayacak ’ derdik.”
(Buhari, Müslim, Ebu Davud)
Ümmü Seleme şöyle dedi:
“Şaban ve Ramazan ayları hariç, Hz. Peygamberin ard arda iki ay oruç tuttuğunu görmedim.”
(Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)
Üsame b. Zeyd’den rivayet edilmiştir: Dedim ki:
“-Ey Allah’ın Resulü; aylardan hiç birinde, Şaban ayında tuttuğun kadar oruç tuttuğunu görmüyorum.”
Şu cevabı verdi:
“-Bu Recep ayı ile Ramazan arasında, insanların gafil oldukları bir aydır. Ameller, âlemlerin Rabbine bu ay yükseltilir. Ben, amelimin oruçlu iken Allah’a arz edilmesini arzu ederim.”
(Nesai)

Zilhicce Ayı Orucu

Hüneyde İbn-u Hâlid, hanımından, o da Resulullah'ın (asm) zevcelerinden birinden anlatıyor:
"Resulullah (asm) Zilhicce'den dokuz günle Aşûra günü oruç tutardı. Bir de her aydan üç gün, ayın ilk pazartesi ile perşembe günü oruç tutardı."
(Nesai, Ebu Davud)
“Allah nezdinde Zilhicce’nin ilk on gününden daha sevimli ve faziletli günler yoktur ki o günlerde yapılan ibadet, bu on gündekinden daha üstün olsun. Zilhicce’nin bir gününde yapılan ibadet diğer zamanda yapılan bir senelik ibadete bedeldir. Zilhicce’nin bir gecesinde yapılan ibadet kadir gecesinde yapılan ibadete denktir.” (İhya-ı Ulumiddin)

Yevm-i Şekk Orucu

“Sizden biriniz Ramazanı bir gün veya iki gün önceden (oruç tutarak karşılamasın) Ancak bir kişinin (âdeti üzere) tutmayı sürdürdüğü oruç başka.” (Buhari, Müslim)
Hz. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm), Ramazan orucunu hilali görmezden bir gün önce başlatmayı yasakladı.” (Kütüb-i Sitte)
Resulullah (asm), önceki hadiste Ramazan’dan bir gün önce oruç tutmayı yasaklamaktadır. İki gün önceden tutmayı yasaklayan rivayet de vardır. Son rivayet önceden başlamaya ruhsat vermekte hatta teşvik etmektedir. Şu halde üç veya daha fazla gün önceden tutmaya başlamak bu cevaza girmektedir. (Kütüb-i Sitte) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Oruç Çeşitleri

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
mert "7.1.2014 13:39" tarihinde demiş ki:
valla çok işime yaradı 100 aldım performansdan