" Kur'an-ı Kerim " 1 yorum

 

 Batılı düşünürler Kur'ân için ne dediler?

Batılı düşünürler Kur'ân-ı Kerim için ne söylediler?

Cevap:

Dr. Johnson (Düşünür)

Kur'ân şiir midir? Değildir. Fakat onun şiir olup olmadığını ayırt etmek zordur. Kur'ân, şiirden daha yüksek bir şeydir. Bununla beraber Kur’ân ne tarihtir, ne de İsa’nın (as) dağda söylediği öğüt ve nasihat gibi bir manzum eser değildir.
Hatta Kur'ân, ne Buda'nın telkinatı, ne mantık kitabı, ne de Eflâtun'un herkese yaydığı nasihatler gibidir.
Bu, bir Peygamber'in sesidir. Öyle bir ses ki, O’nu, bütün dünya dinleyebilir. Bu sesin aksi, saraylarda, çöllerde, şehirlerde, devletlerde çınlar.

Rodwell (papaz)

Kur'ân, Arabistan'ın basit bedevîlerini öyle bir değişime uğratmıştır ki, bunların adeta meşhur olduklarını zannedersiniz. Kur'ân putperestliği imha ederek; Allah'ın (cc) vahdaniyet akidesini tesis edip; cinlere, perilere, taşlara ibadeti kaldırıp; çocukları diri diri gömmek gibi vahşî âdetleri izaleyle; hurafeleri ve çok evliliği kaldırmakla, bütün Araplara İlâhî lütuf ve nimet olmuştur.
Kur'ân bütün kâinatı yaratan, gizli ve açık her şeyi bilen Kadîr-i Mutlak sıfatıyla kudret ve azamet sahibi Allah’ı (cc) tasdik edip yücelttiğinden, her övgüye şayandır. Kurân'ın ifadesi veciz ve mücmel olmakla beraber, en derin hakikati, en kuvvetli ve mühim hikmeti takrir eden kelimeler ile söylemiştir. Kurân'ın esaslarıyladır ki, Füsdat, Bağdat, Kurtuba, Delhi, bütün Hıristiyan Avrupa'yı titreten bir azamet ve haşmet ihraz etmişlerdir.

Corselle (Düşünür – Kur’ân tercümesi yapmıştır)

Kur'ân Arapça'nın en mükemmel ve pek sağlam bir eseridir. Bir insan kalemi, bu mucizevî eseri vücuda getiremez. Kur'ân, zatıyla daimî bir mucizedir; hem öyle bir mucize ki, ölüleri diriltmekten daha yüksektir.
Bu mukaddes kitabın ta kendisi, kaynağının semavî olduğunu ispata kâfidir. Arabistan'ın çıplak ve kısır çöllerini aydınlatan, şair ve hatiplere meydan okuyan Kur'ân, bir âyetine bir benzer istemiş; hiçbir kimse bu meydan okumaya karşı gelememişti.

Marmaduke Pickthall (İngiliz yazar)

Kurân'ın telkin ve Hz. Muhammed'in (asm) tebliğ ettiği esaslardan mükemmel bir “ahlâk hukuku” kitabı vücut bulur. Kur’ân esaslarının muhtelif memleketlerde insanlığa ettiği iyiliği ve Allah'a (cc) yakınlaşmak isteyen insanları Allah’a (cc) bağladığını inkâr etmek mümkün değildir.
Yaratıcının hukukuyla yaratılanın hukukunu en mükemmel surette ancak Kur’ân tarif etmiştir. Bunu yalnız Müslümanlar değil, Hıristiyanlar da, Museviler de itiraf ediyorlar.

Goethe (Alman edebiyatçısı)

Elimize her aldığımızda… Kısa bir süre içinde bizi cezbeden, hayretler içinde bırakan ve en sonunda önünde eğilecek kadar hayran bırakan bir eserdir… Kurân'ın üslubu, içeriğine ve amacına uygun olarak çok kuvvetli, yüce ve muhteşemdir… Bu kitap tüm çağlar boyunca en etkili kitap olarak kalacaktır.

Doktor Maurice (Arap edebiyatında ileriye gitmiş ve Kurân’ı tercüme eden meşhur yazar)

Kur'ân nedir? Her tenkidin fevkinde bir fesahat ve belâgat mucizesidir. Kurân'ın, 350 milyon Müslüman’ın göğsünü haklı bir gururla kabartan meziyeti, onun, her manayı güzel ifade etmesi itibarıyla, nazil olan kitapların en mükemmeli ve ezelisi olmasıdır. Hayır, daha ileri gidebiliriz;
Kur'ân, ezeli kudretin, lütuf ile insana bahşettiği semavi kitapların en güzelidir. Beşeriyetin refahı noktasından bakıldığında Kurân'ın beyanatı, Yunan felsefesinin ifadelerinden pek ziyade ulvîdir.
Kur'ân, arz ve semanın yaratıcısına hamd ve şükranla doludur. Kurân'ın her kelimesinde ki mükemmellik, her şeyi yaratan ve her şeyi sahip olduğu kabiliyete göre sevk edip yol gösteren kudret sahibi Allah’ın azametinde gizlidir.
Edebiyatla alâkadar olanlar için, Kur'ân, bir edebiyat kitabıdır. Dil mütehassısları için Kur'ân, bir kelimeler hazinesidir. Şairler için Kur'ân, bir ahenk kaynağıdır. Bundan başka bu kitap, hüküm ve fıkıh namına her ilmi içine alır.
Bizans Hıristiyanlarını, içine düştükleri sahte inanç ve çıkmazlardan, ancak Arabistan'ın Hira Dağı’nda yükselen ses kurtarabilmiştir. İlâhî kelimeyi en ulvî makama yükselten ses, bu ses idi. Fakat Rumlar bu sesi dinleyememişlerdi. Bu ses, insanlara en temiz ve en doğru dini öğretiyordu.

Mr. John Davenport (Yazar -düşünür)

Kurân'ın sayısız hususiyetleri içinde bilhassa ikisi fevkalâde mühimdir.
Kudret ve azamet sahibi Allah’ı (cc) ifade eden ayetlerin ahengindeki ulviyettir. Kur'ân-ı Kerim, beşerî zaaflardan herhangi birisini Allah’a (cc) isnattan uzaktır.
Kur'ân, başından sonuna kadar, gayr-ı beliğ, gayr-ı ahlâkî yahut terbiyeye muhalif fikirlerden, cümlelerden ve hikâyelerden tamamen münezzehtir.
Hâlbuki bütün bu kusurlar, Hıristiyanların ellerindeki tahrif edilmiş Kitab-ı Mukaddes'te çokça vardır.

Edward Gibbon ( İngiliz tarihçi ve eğitimci)

Ganj Nehri ile Atlas Okyanusu arasındaki memleketler, Kurân'ı, bir anayasa ve şeriata dair hayatın ruhu olarak tanımışlardır. Kurân'ın nazarında, ezici bir hükümdarla, zavallı bir fakir arasında fark yoktur. Kur'ân, bu gibi esaslar üzerinde öyle kanunlar vücuda getirmiştir ki, dünyada bir benzeri yoktur.
Kur'ân, Allah'ın (cc) birliğine en kuvvetli delildir. Filozofane bir dimağa sahip olan ve Allah’ın (cc) birliğine inanan biri, İslamiyet’in nazara verdiği bu noktayı kabul etmekte hiç tereddüt etmez. Müslümanlık, belki bugün düşündüğümüz seviyesinden daha yüksek bir dindir.

Müsteşrik Sedio (Batılı felsefeci)

Kur'ân, insanlara Allah’ın (cc) hukukunu tanıtmış, mahlûkatın yaratıcısından ne bekleyeceğini ve yaratıcısıyla münasebetini en açık şekilde öğretmiştir. Kur'ân, ahlâk ve felsefenin bütün esaslarını içine alır.
Fazilet ve rezilet, hayır ve şer, eşyanın hakiki mahiyeti, kısaca her mevzu Kurân'da ifade olunmuştur. Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve eşitliği öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletli olmayı ders veren esaslar, bunların hepsi Kurân'da vardır. Kur'ân, insanı iktisat ve orta yola sevk eder, sapkınlıktan korur, ahlâkî zaafların karanlığından çıkarır, yüksek ahlâkın nuruna ulaştırır, insanın kusurlarını, hatalarını yüceliğe ve olgunluğa çevirir.

Thomas Carlyle (Meşhur İngiliz Düşünür)

Kurân'ı bir kere dikkatle okursanız, onun kendine has özelliklerinin ortaya çıktığını görürsünüz. Kurân'ın güzelliği, diğer bütün edebî eserlerin güzelliklerinden ayrıdır. Kurân'ın başlıca hususiyetlerinden biri, onun tahrif olmamasıdır.
Benim fikir ve kanaatime göre, Kur'ân, baştanbaşa samimiyet ve hakkaniyetle doludur. Hz. Muhammed'in (asm) cihana tebliğ ettiği davet, hak ve hakikattir.

Prof. Gerald C. Goeringer ( Georgetown Üniversitesi tıbbi embriyoloji doçenti)

Bazı Kur’ân ayetleri hücre karışımından organların yaratılışına kadar insan gelişiminin son derece kapsamlı tanımını yapar. Aşamaları, terminolojisi ve açıklaması ile insan gelişiminin böylesine açık ve eksiksiz kaydı daha önce var olmamıştı. Hepsinde olmasa bile çoğu durumda bu açıklama, geleneksel bilim literatüründe kayıtlı olan insan embriyosu ve insan cenini gelişiminin pek çok aşamasını yüzyıllar öncesinden bildirmektedir.

Jochahim Durulph (Batılı bilgin)

Evvelâ şunu itiraf etmek lâzımdır: Kur'ân, bütün dini kitaplardan üstündür. Kurân'ın tarif ettiği basit fakat mükemmel sıhhi kaideleri nazar-ı dikkate alırsak, bu mukaddes kitap sayesinde, bütün dünyanın bazı kısımlarıyla, haşarat mahşeri olan Asya'nın müthiş bir tehlike olmaktan kurtulduğunu görürüz. Müslümanlık nezafeti, temizliği, nezaheti bütün Müslümanlara farz etmekle, birçok tahripkâr mikropları imha etmiştir.

Prens Bismarck

“Muhtelif devirlerde insanları idare etmek için Allah (cc) tarafından gönderildiği söylenen bütün indirilmiş ve semavi kitapları tam ve etraflı surette tetkik ettimse de hiçbirinde bir hikmet ve isabet göremedim. Bu kanunlar değil bir cemiyeti, bir hane halkının saadetini bile temin edecek mahiyetten pek uzaktır.
Lâkin Müslümanların Kurân’ı bu kayıttan azadedir. Ben Kurân’ı her cihetten tetkik ettim. Her kelimesinde büyük hikmetler gördüm. Müslümanların düşmanları, bu kitabın Muhammed’in sözü olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel ve hatta mütekâmil bir dimağdan böyle harikanın doğacağını iddia etmek, hakikatlere göz yumup kin ve garaza âlet olmak manasını ifade eder ki, bu da ilim ve hikmetle bağdaşmaz.”
“Ben şunu iddia ediyorum ki, Muhammed mümtaz bir kuvvettir. Kudret elinin böyle ikinci bir vücudu, imkân sahasına getirmesi ihtimalden uzaktır.”
“Ben sana çağdaş olamadığımdan müteessirim, ya Muhammed! Öğreticisi ve naşiri olduğun bu Kitap, senin değildir. O, İlâhîdir. O’nun ilâhî olduğunu inkâr etmek, mevzu ilimlerin batıl olduklarını iddia etmek kadar gülünçtür. Bunun için insanlık senin gibi mümtaz bir kudreti bir defa görmüş, bundan sonra görmeyecektir. Ben sevgi dolu huzurunda derin bir hürmetle eğilirim.”

Johon Jacobreisi (Alman filozof)

“Biraz Arapça öğrenen bazı kimseler, Kur’ân ile istihzaya kalkışıyor. Fakat bunlar Kurân’ın tesirli, fasih ve inananları elektrikleyen okunuşunu dinlemiş olsalar, Hz. Muhammed’in ashâbına Kur’ân anlatırken kullandığı, akıllara hayret verici lisanı duysalar, Allah’ın (cc) huzurunda secdeye kapanırlar ve hepsi de: “Ya Resulallah! Bizim elimizden tut ve bizi senin ümmetin dâhil olmak şerefinden mahrum etme, derlerdi.”

H. Leider (İngiliz Bilgini)

“İslam çocukları tahsillerine Kur’ân ile başlıyorlardı. Çünkü Kur’ân bütün din ve dünya faziletlerinin kaynağıdır. Fakat bu mekteplerin yanlarında yine Kurân’ın ilhamıyla felsefe ve hikmet dersleri okunan medreseler vardı, sonradan bu medreseler üniversite olmuştur. Bundan dolayıdır ki, Afrika’nın o zamanlar dünyanın en karanlık noktası denen köşeleri, maddî terakkîler itibariyle, çağdaşı olan Avrupa ülkelerinden çok yüksek bulunuyordu.”

Edmond (İngiliz siyaset adamı)

“Kurân’ı tetkik ettikçe, O’nun kemal ve yüceliğini tanırız. Önce insanı cezbeden Kur’ân, sonra onu hayrete sürükler, sonra da onda bir tutkunluk uyandırır, insanı kendisine hürmete mecbur eder ve bu suretle herkesi derinden etkiler.”

Dr. Maurice Bucaille (Paris Üniversitesi, Cerrahi Klinik Başkanı)

Modern bilginin ışığında Kur’ân tamamen objektif olarak incelendiğinde, pek çok kereler belirtildiği gibi ikisi arasındaki uzlaşma fark edilir. Hz. Muhammed’in zamanındaki bir kişinin o günün bilgisiyle böyle ifadelerin sahibi bir yazar olması düşünülemez. Bu tür düşünceler Kurân'ın eşsizliğini gösteriyor ve tarafsız bilim adamını, materyalist sebeplere dayanan bir açıklama getirmedeki yetersizliğini kabul etmeye zorluyor.

Prof. Joe Leigh Simpson (Jinekoloji, moleküler ve insan genetiği profesörü)

“Bence genetik ve din arasında hiçbir çatışma yok, bilakis din, bazı geleneksel bilimsel yaklaşımlara vahiy ekleyerek bilimi yönlendirebilir ki bunlar da Kurân'da var olan sözlerdir, asırlar sonra geçerli olduğu gösterilmiştir ve Kurân'daki bu bilgi desteği Allah'tandır.”

Carlyle (Amerikalı filozof)

"Kur'ân hakikatleri ortaya çıktığı zamandan beri, ateş gibi bütün dinleri yuttu. Zaten bu onun hakkı idi. Çünkü Nasârâ ve Yahudilerin hurafelerinden bir şey çıkmadı."

Dr. City Youngest (Arap-İngiliz dili ve edebiyatı uzmanı)

Kur'ân, insanların istifade ettiği eserlerin en büyüklerinden biridir. Kurân'da büyük bir insanın ahlâkı, en açık şekilde görülmektedir.
Carlyle "Kurân'ın ulviyeti, onun cihan-şümul hakikatindedir." dediği zaman, şüphesiz, doğru söylemişti.
Kur'ân, akaid ve ahlâkın, insanlara hidayet ve hayatta muvaffakiyet temin eden esasların mükemmel kaynağıdır. Bütün bu esasların en önemlisi, âlemin bütün kaderini elinde tutan kudret ve azamet sahibi Allah’a (cc) imandır. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Batılı düşünürler Kur'ân için ne dediler?

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın
merve2000 "7.2.2012 20:33" tarihinde demiş ki:
ALLAH sizden razı olsun

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com