" Muhtelif " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Peygamber Efendimiz'in (asm) İlme Verdiği Önem

Efendimiz'in (asm) ilmin önemine dair Hadis-i Şerifleri nelerdir?

Peygamber Efendimiz’in (asm) ilme verdiği değer elbette çok büyüktür. Nitekim Peygemberimiz (asm), Bedir Savaşı’nda esir edilen Kureyş müşriklerinden, malî durumuna göre, “kurtulmalık akçesi” ödemeye elverişli bulunmayan her birisinin, ensar çocuklarından on çocuğa iyice okuma-yazma öğrettiği takdirde, serbest bırakılacaklarını bildirmişti. Zeyd b. Sabit, o zaman, okuma yazma öğrenmiş ensar çocuklarındandı. Bu sayede Medine’de okuma yazma bilenlerin sayısı artmış oldu. (İslam Tarihi, Asım Köksal)

Abdullah İbnu Amr (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm), bir gün, hücrelerinden çıkıp mescide girmişti. Mescidde ise iki halka vardı. Birinde halk, Kur'ân okuyor, Allah'a dua ediyordu. Diğerindekiler ilim öğrenip ve öğretmekle meşguldü. Aleyhissalâtu vesselâm: "Her ikisi de hayır üzeredir: Şunlar Kur'ân okuyorlar, Allah'a dua ediyorlar, Allah (taleplerini) dilerse onlara verir, dilemezse vermez. Bunlar ise öğrenip, öğretiyorlar. Ben de bir muallim olarak gönderildim!" buyurdular ve ilim halkasına oturdular."
(Kütüb-i Sitte)

Âlimin âbide üstünlüğü ayın yıldızlara üstünlüğü gibidir

“Âlimin âbid (ibadet eden) üzerindeki üstünlüğü dolunaylı gecede kamerin diğer yıldızlara üstünlüğü gibidir. Âlimler peygamberlerin vârisleridir. Peygamberler, ne dinar ne dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar. Kim de ilim elde ederse, bol bir nasib elde etmiştir.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Mace)

Âlim kimse devamlı ibadet eden kimseden daha faziletlidir. Çünkü ilim öğrenmek farz olup, farz ibadetlerden sonra yapılan nafile ibadetler ise sünnettir. Âbid kimsenin faydası kendisiyle sınırlı olup, âlimin faydası bütün canlıları kapsayıcı bir özellik taşır. İbadet ve kulluğun sıhhati de ilme bağlı olduğu için önce ilim, sonra amel gelir. Çünkü bilmeyen bir kişi bir işi hakkıyla yerine getiremez. Âlim ve ilim öğrenen talebeye, Allah, melekler, insanlar ve diğer canlıların her biri kendi dilleriyle dua ederler. En büyük ve en üstün zenginlik ilim zenginliğidir. Çünkü ilim zenginliği insanlara hürmet ve saygı kazandırır. Mal ve makam zenginliği ise çok kere düşman kazandırır. Âlimler peygamberlerin vârisleri oldukları için onlara saygısızlık, fısk ve sapıklık yoludur.
(Riyazu’s-Salihin)

Âlim âbidden yetmiş derece üstündür. Her derecenin arası yerle gök arası kadardır

Rasullullah’a (asm) biri âbid diğeri âlim iki kişiden bahsedilmişti. “Âlimin âbide üstünlüğü benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir buyurdu.” (Tirmizi)

"Allah kimin için hayır murad ederse onu dinde fakih (âlim) kılar."
(Buhari, Müslim, Tirmizi,)
“(İlmi ile âmil olan) âlim, cahil âbidden 70 derece daha üstündür. Her iki derecenin arası gökle yer arası kadardır.” (Ebu Ya’lâ, Müsned)

İlim öğrenene ve öğretene Allah (cc), melekler, yer ve gök ehli hatta yuvasındaki karınca ve balıklar dahi dua eder!

"Kim bir ilim öğrenmek için bir yola sülûk ederse Allah onu cennete giden yollardan birine dahil etmiş demektir. Melekler, ilim talibinden memnun olarak kanatlarını (üzerlerine) koyarlar. Semavat ve yerde olanlar ve hatta denizdeki balıklar âlim için istiğfar ederler.” (Ebu Davud, Tirmizi, İbnu Mace)
Zir İbnu Hubeyş anlatıyor: "Safvân İbnu Assâl el-Murâdi'ye geldim. Bana: "Ne maksatla yanıma geldin?" dedi.
"İlmi ortaya çıkarayım diye!" dedim. Bunun üzerine bana şunu söyledi:
Ben Resûlullah'dan (asm) işittim. Buyurmuşlardı ki:
"İlim talep etmek üzere yola çıkan hiç kimse yoktur ki, melekler, onun bu yaptığından memnun olarak, ona kanatlarını germemiş olsunlar!
Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizin en aşağı derecede olanınıza üstünlüğüm gibidir.” Sonra Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Şüphesiz ki Allah, melekleri, gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca ve balıklar bile insanlara hayrı öğretenlere dua ederler.”
(Tirmizî)

Allah Resulü’nün (asm) zamanında iki kardeş vardı. Biri sanatla uğraşıyordu, diğeri ise Allah Resulü’nün (asm) yanından hiç ayrılmayıp ondan ilim öğreniyordu. Sanatla uğraşan, kardeşini Allah Resulü’ne (asm) şikayet etti. Allah Resulü’nün (asm) cevabı şöyle oldu:
"Belki de sen onun sayesinde Allah tarafından rızıklandırılıyorsundur."
(Tirmizî)

"İlim talebi için yola çıkan kimse dönünceye kadar Allah yolundadır."
(Tirmizi, İbnu Mace)

İlim öğrenmek dünyadan ve dünyada bulunan her şeyden daha hayırlıdır

"Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allah'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen öğrenci bundan müstesnadır." (Tirmizî, İbni Mâce)

“Kim ki Allah’ın kitabından bir ayet veya ilimden mesele öğrenirse Allah kıyamete kadar onun mükafatını sürekli büyütür.”
(İbni Asakir)

İlim öğrenmek, geçmiş günahlara kefarettir

"Kim ilim taleb ederse, bu işi, geçmişteki günahlarına kefaret olur." (Tirmizi)

İlim öğretene, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir

"Hidâyete davet eden kimseye, kendisine uyanların sevabı kadar sevap verilir. Bu onların sevaplarından da hiçbir şey azaltmaz." (Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbni Mâce)
“Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:
Allah'ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse; Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve onu başkalarına da öğreten kimse.” ( Buhârî, Müslim, Tirmizî, İbni Mâce)
"Vallahi, senin hidayetinle bir tek kişiye hidayet verilmesi, senin için kıymetli develerden müteşekkil sürülerden daha hayırlıdır."
(Ebu Davud, Buhari, Müslim)

"Allah'a yemin ederim ki, Cenâb-ı Hakk'ın senin aracılığınla bir tek kişiyi hidayete kavuşturması, senin, en kıymetli dünya nimeti olan kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır."
(Buhârî, Müslim, Fezâilü's-sahâbe)
Ebu Musa Abdullah İbnu Kays el-Eş`ari’den rivayetle, Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdular:
"Allah`ın benimle gönderdiği ilim ve hidayetin misali, bir araziye düşen yağmur gibidir. (Bilindiği üzere), bazı araziler var, tabiatı güzeldir, suyu kabul eder, bol bitki ve ot yetiştirir. Bir kısım arazi var, münbit değildir, ot bitirmez, ama suyu tutar. Onun tuttuğu su ile Cenab-ı Hakk insanları yararlandırır: Bu sudan kendileri içerler, hayvanlarını sularlar ve ziraat yaparlar. Diğer bir araziye daha isabet eder ki, bu ne su tutar ne ot bitirir. Bu temsilin biri Allah`ın dininde ilim sahibi kılınana delalet eder, böylesini Allah benimle göndermiş olduğu hidayetten yararlandırır; yani hem öğrenir, hem öğretir. Temsilden biri de, buna iltifat etmeyen Allah`ın benimle gönderdiği hidayeti hiç kabul etmeyen kimseye delalet eder."
(Kütüb-ü Sitte)

İnsanoğlu ölse de kendisinden istifade edilen ilmin sevabı devam eder

"İnsanoğlu öldüğü zaman bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır:
Sadaka–i câriye,
İstifade edilen ilim,
Kendisine dua eden hayırlı evlat."
(Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî,)

Soru sorun ki, Allah size merhamet etsin

“İlim hazineler şeklindedir. Anahtarları ise soru sormaktır. Soru sorun ki, Allah size merhamet etsin. Çünkü soru sormakla dört kişi mükâfat alır:
1) Soruyu soran
2) Cevabı vermek suretiyle öğreten
3) Dinleyen
4) Bunları seven”
(Ebû Nuaym)

Kim ilmi dünya için öğrenirse kıyamet gününde cennetin kokusunu duyamaz

"Kim kendisinde Allah'ın rızası aranan bir ilmi sadece dünyalığa sahip olmak için öğrenirse, o kimse kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz."(Ebû Dâv,ûd, İbni Mâce) Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Peygamber Efendimiz'in (asm) İlme Verdiği Önem

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com