" Muhtelif " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Haram ilişkilerden kurtulmak için neler yapılmalı?

Bir kimse haram ilişkilerden kurtulmak istiyorsa ne yapmalıdır?

Cevap:

Cenab-ı Hak ile olan irtibatı kuvvetleştirmek
“Ben Allah’tan (cc) kopmakla bu hale geldim. Öyle ise, ancak O’na (cc) yeniden bağlanmakla bu durumdan kurtulabilirim.” diyerek Cenab-ı Hak’la olan irtibatla kuvvetlendirilebilir.
Bir kutsi hadiste Allah (cc):
“Bana yürüyerek gelene ben koşarak gelirim” buyurmaktadır.
Bu irtibatın kuvvetlenmesi için şunlara dikkat edilebilir:
• Namazları Kuran’ın emrettiği şekilde huşu ile ve hakkını vererek kılmaya gayret göstermek.
• Namazlardan sonra Peygamber Efendimizin (asm) bir sünneti olan tesbihati terk etmemek.
• Sık sık Kuran-ı Kerim okumaya gayret etmek. Günde bir sayfa dahi olsa Kuran-ı Kerim'le veya Kur’an harfleriyle iştigal etmeye çalışmak.
• Allah’ı (cc), O’nun yüceliğini, merhametini, sevgisini, azametini, kudretini, büyüklüğünü, adaletini, azabını vs. unutmamak ve sık sık hatırlamak.
• Cenab-ı Hakka olan sevgi güçlendirilmeli hep taze tutulmalı.
Zihni günahlardan korumak
İnsandaki cinsel duygular, mahremiyet sınırları içinde korunur da tahrike maruz kalmazsa, sahibini akıl-mantık dışı kararlar almaya zorlamaz, utanacağı yanlışı yapmaya mecbur bırakmaz.
Gözler, (akıl denilen kumandanının) gözleyicileri, kulaklar; huni (telefon santrallari,) dil, tercümanı, eller; kanatları, Karaciğer; şefkat ve merhamet aracı, dalak; sevinç ve gülmek vasıtası, akciğer; nefes alma cihazı, böbrekler; hile ve düzenbazlık aleti, akıl ise bunların amiridir... Amir düzelirse, (yararlı = Rabbini bilen, iyi ile kötüyü, faydalı ile zararlıyı birbirinden ayırd eden bir kumandan ise,) idaresinin altında bulunan vücudun uzuv askerleri faydalı olur. Kumandan sapıtmış bozuk bir varlık ise askerleri de bozuk ve zararlı olur. (İmam Suyuti)
Her can sıkıntısında sokağa çıkmamak
Can sıkıntısı genellikle kalbin tatminsizliğinden, Allah (cc) ve Resulü (asm) ile münasebet kurulamayışından, ibadetlere bağlı olamamaktan, arkadaşsızlıktan, okuma ve tefekkür adına boş bulunmaktan, meşguliyetsizlikten kaynaklanır. Böyleleri için şeytanın girebileceği gedikler hazır demektir. Şeytandan yanmış insanın, yeniden şeytanın oklarının yağdığı mevzilerde dolaşması, deniz suyu içmekten içi yanmış birinin susuzluğunu gidermek için tekrar denize koşmasına benzer.
Dışarıya lüzumsuz yere çıkmamak
Günahların sel halinde aktığı yerlerden herhangi bir iş ya da imana hizmet adına herhangi bir vazife bahis mevzuu olmadığı sürece uzak kalmak lazımdır.
Sahabe-i Kiram Efendilerimiz (ra), çok defa hak ve hakikati anlatmak için dışarıya ve çarşı-pazara çıkarlardı. Böyle bir gaye ile yola çıkanlar, sokağın ve yolun hakkını vererek günahlara girmekten korunmuş olurlar.
Efendimiz (asm) ashabını yol kenarlarına ve sokaklara oturmaktan men ederdi.
“Oturmamızda maslahat ve faydalar var Ya Resulullah (asm)!” dediklerinde de:
“Öyle ise, yolun hakkını verin” yani “yolun taş ve dikenlerini temizleyin, gelip geçenlerin selamını alın, selam verin ve emr-i bi’l-maruf, nehy-i ani’l-münkerde bulunup hakikati anlatın.”buyurdular. (Buhari)
• Dışarıya uyanık ve donanımlı çıkmak
İnsan mayınlı tarlada nasıl yürüyor, can düşmanlarının bulunduğu bir bölgede nasıl dikkatli dolaşıyorsa, öyle de, günahların kol gezdiği, şeytanın zehirli oklarının bulunduğu çarşı-pazarda da aynı dikkati göstermelidir.
İnsan şeytanın bu günah oklarına karşı ancak maneviyatını kuvvetlendirmekle kurtulabilir.
• Dışarıda iyi arkadaşlarla birlikte olun
Dışarı çıkarken, ruh dünyasını ayakta tutan mutlaka bir-iki arkadaşı yanında bulunması iyi olur. İnsanın iç kontrolü çok defa kendisini frenlemeye, korumaya yeterli gelmeyebilir. Ancak maneviyatı ayakta tutacak arkadaşın yardımı olabilir.
Tesettür, zinaya götüren yolların önünü keser
“Kadın, yabancılara görünmemesi gerekendir. Kadın bu sınırlamanın dışına çıkar ve sokağa dökülürse şeytan onu ayartıp doğru yoldan çıkarabilir.” (Tirmizi)
Bir haramın terki vacip sevabı kazandırır
“Takva, menhiyattan ve günahlardan ictinab etmek; ve amel-i sâlih, emir dairesinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a racih olmakla beraber; bu tahribat ve sefahet ve cazibedar hevesat zamanında bu takva olan def'-i mefasid ve terk-i kebair üssü'l-esas olup, büyük bir rüchaniyet kesbetmiş.
Bu zamanda tahribat ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takva bu tahribata karşı en büyük esastır. Farzlarını yapan, kebireleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebair-i azîme içinde amel-i sâlihin ihlasla muvaffakıyeti pek azdır. Hem az bir amel-i sâlih, bu ağır şerait içinde çok hükmündedir.
Hem takva içinde bir nevi amel-i sâlih var. Çünki bir haramın terki vâcibdir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukâbil sevabı var. Takva, böyle zamanlarda, binler günahın tehacümünde bir tek ictinab, az bir amelle, yüzer günah terkinde, yüzer vâcib işlenmiş oluyor. Bu ehemmiyetli nokta niyetiyle, takva nâmıyla ve günahtan kaçınmak kasdıyla, menfî ibadetten gelen ehemmiyetli a'mal-i sâlihadır.
Risale-i Nur şakirdlerinin bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribata ve günahlara karşı takvayı esas tutup davranmak gerektir. Madem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı ictimaiyede yüz günah insana karşı geliyor; elbette takva ile ve niyet-i ictinab ile yüz amel-i sâlih işlemiş hükmündedir. Malûmdur ki; bir âdemin bir günde harab ettiği bir sarayı, yirmi âdem yirmi günde yapamaz ve bir âdemin tahribatına karşı yirmi âdem çalışmak lâzım gelirken; şimdi binler tahribatçıya mukâbil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukavemeti ve tesiratı pek hârikadır. Eğer bu iki mütekâbil kuvvetler bir seviyede olsaydı, onun tamirinde mu'cizevari muvaffakıyet ve fütuhat görülecekti. (Kastamonu Lahikası ve seçme lahikalar)
Nefse düşkünlükten vazgeçmek
Hz. Ömer (ra) buyurur ki: “ Şu nefisleri gemleyiniz, çünkü o sizi kötü amaçlara götüren bir kılavuzdur. Şüphesiz ki, bu hak ağır ve acı, batıl ise hafi ve hoştur. Kötülüğe yanaşmamak, onu işleyip tevbe ile gidermekten daha kolaydır. Nice bakış şehvet tohumu eker ve nice ani lezzet uzun süreli kedere yol açar.”
Lokman-ı Hekim der ki: “Yavrum, en başta sana nefsinden sakınmayı öğütlerim. Çünkü her nefsin arzusu ve hevası vardır. Bunların dediklerine uyacak olursan azmaya devam ederek daha da çoğunu isterler. Çakmak taşında ateş nasıl saklı durursa arzular da nefiste öylece saklıdır, eğer onu çakarsan ateş parlar, kendi haline bırakırsan gizli kalır.”
Kitap okumak
İman hakikatlerinin anlatıldığı eserleri her gün bir miktar da olsa okumalı; kalbimizi, ruhumuzu ve diğer duygularımızı böylece doyurmalıyız. Ki şeytan girecek yer bulamasın.
Hayali kontrol altına almak
Hayal, zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey demektir.
Mesela göze çarpan herhangi bir görüntü, hayalde bir kısım resimler ve suretler meydana getirir.
Kulağa gelen seslerde bir kısım sahneler ve tablolar meydana belirir.
Bir arkadaşın anlatmakta olduğu bir hadise, yaşanılan başka bir hadiseyi, yahut ona benzer bir vakayı hatırlatır.
Alnı secdeli bir kişi gördüğümüzde, hayalimize Sahabe-i Kiram’a (ra) ve mübarek insanlara ait manalar ve tablolar akseder.
Tebliğ eden birisini gördüğümüzde zihnimizi, milletimiz adına yapacağımız vazifeler ve hizmetler dolduruverir.
Hayali, hayır istikametinde kullanmak gerekir.
Mesela, namaz kılarken, dua ederken, Beytullah’da olduğumuzu ve bütün mahlukat ile birlikte Rabbimize kulluk ettiğimizi hayal edebiliriz.
Kendimizi milyonlarca Müslüman’ın içinde görür ve ellerimizi açıp “Amin” derken, milyonlarca ağzın “Amin” dediğini hayal ederiz.
Böyle bir ruh ve şuur sayesinde, tek başımıza olmamıza rağmen, bu hayal etme bize öyle güç ve huzur verir ki, milyonların ağzıyla söyler milyonların diliyle dua ederiz. İşte Müminin hayali budur ve bu, kişiye sevap kazandıran bir hayaldir.
Hayal, şer ve günah istikametinde de kullanılabilir.
Güzel bir arkadaş çevresi içinde bulunmayıp tek başına yaşayan insan, kendini günaha sevk edecek hayallerin kurbanı olabilir ve bir bakışta, bir duyuşta kendisini batırabilecek hayallere dalabilir. Böyle günahların hayali, ileride ona pratiğin zeminini de hazırlayabilir.
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi şeytanın hayale attığı her sahnecik, her bir karecik, hayal kamerasında bir film halini alır, fuhuş zakkumlarına sebebiyet verir. Hele bir de nefsin eline geçti mi, fiil durumuna dönüşmesi çok kolaydır.
Bu sebeple insan gerçekte fasık olmasa bile, hayali böyle günah düşünceleri ile işgal edildiğinden hayaliyle fasık olur. Öyleyse, hayalimize gelen bu türlü düşünce, suret ve fikri birer yılan, birer akrep bilip arz ettiğimiz çarelerle bu haşaratın ağına düşmemeye, düşmüşsek kurtulmaya çalışmalıyız.
Neyin atmosferinde, neyin tesirinde ve neyin manyetik sahası içindeysek, hayalimizde canlanacak resim ve suretlerde, daha ziyade o türden olurlar.
Diyelim ki, üç gün aç kaldık; bu durumda, hayalen kuyumcu dükkanlarına ve ya uzay gemisine binip uzay yolculuğuna mı gidersiniz, yoksa bir testi su, bir somun ekmek, bir tabak yemek mi hayal edersiniz?
Ameliyat masasına yatırılmış, kesilip biçilmeyi bekliyorsunuz; bu arada siz tepsi tepsi baklavalardan söz ediyorlar; şimdi bu durumda neyi hayal edersiniz?
Sinemalardasınız veya internet siteleri arasında dolaşıyorsunuz ya da televizyonun önüne oturmuş, nefsin hoşuna giden ve sizi şehvete çağıran müstehcen manzaraları seyrediyorsunuz; o anda Kabe’nin etrafındaki halkaları hayalinize aksettirmeniz mümkün olur mu?
Öyleyse, Allah’a (cc) ait manaları hayal etmek isteyenler, bu manaların kaynaştığı yerde olmalı, böylesi insanlarla arkadaşlık etmelidir. (Gençliğin Cinsellik İmtihanı Kitabından)
Ölümü çokça hatırlamak
Lezzetleri acılaştıran ölümü çok hatırlamamızı istiyor. (Tirmizi)
Ölümü sıkça hatırlamak için kabirleri ziyaret ve hastalarla sakatların hayatlarından ibret alabiliriz.
Ölümü düşünmek şeytanın süslü gösterdiği günah virüsünün ve benzeri mikropların en azından tesirlerini ve zararlarını giderecek bir antikor gibidir.
“Madem öleceğim ve öldükten sonra da hesaba çekileceğim; öyleyse, şu fani dünyanın elemli lezzetlerine kapılıp günah işlemenin ne manası var! Helal daire varken niye harama gideyim, ahiretimi karartacak müstehcen manzaralara niye bakayım?” düşüncesi içinde ölüm, bir yönüyle güçlü bir vazgeçirici, bir yönüyle de coşturucu bir tesire sahiptir.
Fakat, eğer manevi damarlarımız, antikorların hiç fayda temin etmeyeceği ölçüde günahlarla, dünyanın haram lezzetleri olan mikroplarla dolmuş ve artık vücudun her yanında bir hücre anarşisi meydana gelmiş ve ölüm antikorlarının bile tesir edemeyeceği bir duvar meydana gelmişse, o zaman ne ölüm, ne de ölüp gidenler ruhta bir şey uyandırmayacak ve yakınlarımızın birer birer göçüp gidişi, bizde sadece birkaç günlük geçici bir elem oluşturacaktır. (Gençliğin Cinsellik İmtihanı Kitabından)
Dünyanın faniliğini ve ölüm hakikatini daha iyi anlamak için alimlerin kitaplarından faydalanabiliriz.
Oruç tutmak
Ey gençler topluluğu! Evleniniz, gücünüz yetmezse oruç tutunuz; zira oruç günahlara karşı kalkandır. (Buhari)
Sizden kimin evlenmeye gücü yetiyorsa, evlensin. Çünkü evlilik, gözü (harama) daha çok kapattırıcı, namusu daha çok koruyucudur. Sizden kimin (evlenmeye) gücü yetmiyorsa, o da, oruca devam etsin… (Buhari)
Oruç günahlardan karşı bir kalkandır.
Oruçtan gaye şehveti kırmaktır. Halbuki günde belli bir kalorinin üstünde alınan gıdalar şehvetin kırılması şöyle dursun, şehveti arttırıcı bir etken olmaktadır.
Yaşantısıyla örnek insanların öğütlerini dinlemek ve eserlerini okumak
İnsanlara dini hakikatleri duyurmak için koşturmak
İşleyen demir pas tutmaz; sürekli hareket eden, durmadan hak ve hakikati duyurma adına koşan bir insanın aynı zamanda hem bedeninde, hem de ruhunda bir zindelik, bir neşe olur, rızkı bereketlenir, aile yuvası da cennet köşelerinden bir köşe haline gelir.
Şehevi duyguları tahrik edici ortamlardan uzak durmak
Gençliğini zinadan koruyan cennete girer
Ey Kureyş’in temiz delikanları! Sakın zina etmeyin. Gençliğini (zinadan) koruyan kimse cennete girer. (Hadis)
Her günahtan sonra bir iyilik yapmak
“Bir günah işledikten sonra tövbe edip iyilik işleyen kimse, üzerine çok dar bir zırh giyinen bir adama benzer. Günahtan sonra bir iyilik yaparsa zırhın halkalarından biri çözülür. Bir iyilik daha işlerse öbür halka da çözülür. Yapılan iyiliklerin sonunda zırh yere düşer.” (Tergib terhib 4/106)
Peygamberimiz (asm); “Bir günahından istiğfar eden o günahı hiç işlememiş gibi olur.” buyurmuştur.
Yabancı kadınların yanına girmekten sakınınız. (İbn-i Mace)
Yanında mahremi olmayan bir kadınla beraber bulunmamak
Kocaları ve mahremleri yanında olmayan kadınlarla beraber olmayın. Çünkü şeytan damarlarınızdaki kan gibi sizi şaşırtmak için etrafınızda dolaşmaktadır. Sahabeler: “Bu durum senin için de geçerli midir?” diye sorarlar: “Benim için de durum aynıdır fakat Allah beni o şeytanın şerrinden korudu ve yardım etti, şeytan bana boyun eğdi.” (Tirmizi)
Erkekler için kadınlardan daha zararlı bir fitne unsuru bırakmadım. (Tirmizi)
Bol bol dua etmek
Allah’ım! Gözümü, gönlümü, kalbimi, aklımı, elimi, belimi, ayağımı, dilimi, kulağımı haramdan haram meyillerden, haram yönelişlerden koru!
Gözlerimi ihanetten, elimi günahlardan, dilimi kötü sözlerden, gönlümü haram meyillerden, kalbimi günah arzularından, aklımı dalaletten, nefsimi isyandan, şirkten, küfürden muhafaza buyur.
Beni kulluğuna kabul buyur! Günahlarımı bağışla! Bana merhamet et! Aklımıza, zihnimize, dimağımıza güç ve kuvvet ver! Kalbimizde iman lezzetini arttır.
Bize dünya da ve ahirette hidayeti lütfet! Bizi dosdoğru yoldan ayırma! Haramların şerrinden, günahların çirkin yüzünden, şeytanın belalı vesvesesinden, nefsin kör hissiyatından, aklın cerbeze halinden, kuvve-i gadabiyenin vahşetinden, kuvve-i şeheviyenin dehşetinden cümlemizi muhafaza buyur. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Haram ilişkilerden kurtulmak için neler yapılmalı? Amin!

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın