" Muhtelif " Henüz yorum yapılmamış.

 

 Kur'an'ı ve iman hakikatlerini ezberlemenin önemi nedir?

Ezber neden önemlidir? Kur'an-ı Kerim'i, bir kısım iman hakikatlerini ve hadisleri vs. ezberlemenin önemi nedir? 

Cevap:

Değerli Kardeşimiz;
Kur'an ezberi Allah katında çok makbul bir ibadettir.
Ebu Saidi'l-Hudrî (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm) buyurdular ki: "Kur'an ehli (yani onu okuyan, onunla amel eden) cennete girdiği vakit, kendisine: "Oku ve yüksel!" denilir. O da okur ve yükselir. Her ayet için bir derece verilir. Böylece o bildiği ayetleri sonuna kadar okur (ve her biri için bir derece alır)."
Bazı hadislerde cennetteki derecelerin miktarının Kur'ân-ı Kerim'in ayetlerinin sayısına denk olduğu ifade edilmiştir. Cennette, mü'mine Kur'ân'dan ezberlediği ayet sayısınca derece verileceği bu hadiste ifade edilmektedir. Bu nokta-i nazardan Kur'ân hâfızları, ihlaslı ve Kur'ân'la amel etmek şartıyla, ahirette en yüce mertebelere erişecek demektir. Bazı alimler, hadisten ahirette Kur'ân'ı her okudukça mertebe katedileceğini anlamıştır. Bu durumda Kur'ân ehlinin mertebeleri, devamlı artacaktır ve buna bir hudud koymak mümkün değildir. Yine tekrar edelim: Hadiste "Kur'ân hâfızı" denmiyor, "Kur'ân ehli" deniyor. Bu durum, ebedî yükselme imkanının, hâfız olmayanlara da açık olduğunu ifade eder. Kur'ân'ın hakkını vermeyen kimseler, hâfız da olsalar onların derecesi sınırlıdır. Şu halde esas olan, Kur'ân ehli olmaktır. (Kütüb-i Sitte)
Ebu'd-Derdâ (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) buyurdu ki: "Kim Kehf sûresinin başından -bir rivayette; sonundan- on âyet ezberlerse Deccâl'in şerinden emin olur." (Müslim, Ebu Dâvud, Tirmizî)
 Hz. Ali (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm) buyurdular ki: "Kim Kur'ân'ı okur, ezberler, helâl kıldığı şeyi helâl kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabûl ederse Allah, o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem şart olmuş bulunan âliesinden on kişiye şefaatçi kılınır." (Tirmizî)
 İbnu Abbâs (ra) anlatıyor: "Resûlullah (asm) buyurdular ki: "Hâfızasında Kur'ân'dan hiçbir ezber bulunmayan kişi harab olmuş bir ev gibidir. " (Tirmizî)
Peygamber Efendimiz (asm) hadis ezberleyenlere dua etmiştir
"Sözümü işitip ezberleyen kimsenin (kıyamet günü) Allah yüzünü taze kılsın." (Kütüb-i Sitte)
"Ümmetime iletmek üzere kırk hadis ezberleyene şefaat ederim." (İbni Adiy)
"Allahü teâlânın rızası için, helâli ve haramı açıklayan, kırk hadisi ümmetime bildiren, âlim olarak haşir olur." (Ebu Nuaym)
“Kim ümmetim için onların dini işleriyle alakalı kırk hadis ezberlerse, Allah-ü Teala onu âlim olarak haşreder, ben de mahşer günü onun hem şefaatçisi hem de şahidi olurum.” (Beyhakî)
Kurân hakikatlerinin ezberi ile iman sadece akılda kalmayıp bütün his ve duygulara dağılır
İman ikiye ayrılır. Birincisi taklidî iman diğeri ise tahkîkî iman. Taklîdî iman, hiç araştırmadan, delile ihtiyaç duymadan, aklı devre dışı bırakarak etrafındaki insanları taklîd ederek elde edilen bir imandır. Cennet ve cehennem haktır, öldükten sonra tekrar dirileceğiz ve ebedi bir cennet ya da cenehhem hayatı bizi bekliyor şeklinde ispat ve delil aramadan ‘işittim ve kabul ettim’ tarzında bir itikaddır. Böyle bir imanı şeytan sekerât anında çok kolay çalabilir. Tahkîkî iman ise, araştırmaya, delile, isbata dayanan akıl ve mantık düsturlarıyla elde edilen bir imandır.
Bu hususta Bediüzzaman Said Nûrsî Hazretleri 26. Mektûb 2. Mesele’de, “Hem İmân yalnız ilim ile değil; imanda çok letâifin (ince latîf duyguların) hisseleri var. Nasıl ki, bir yemek mideye girse, o yemek muhtelif âsâba (sinir ve damarlara), muhtelif bir surette inkısam edip (taksim edilip) tevzi olunuyor (dağıtılıyor). İlimle gelen mesâil-i imaniye (imânî meseleler) dahi, akıl midesine girdikten sonra, derecâta (derecelere) göre ruh, kalb, sır, nefis, ve hâkezâ (bunlar gibi), letâif (ince latîf duygular) kendine göre birer hisse alır, masseder (emer). Eğer onların hissesi olmazsa noksandır.” demekle aklı bir mideye benzetip, akıl midesine gelen imânî meselelerin bütün his ve duygulara dağıtıldığını ve oraları nurlandırdığını ifade etmektedir.
Buradan şunu çok rahat çıkarabiliriz: Anlayarak yani aklederek yapılan imâni ve Kur’anî hakikatlere ait bir ezber, bütün his ve duygularımızı nurlandırıp, gıdalandırıyor.
İlim tahsili kasdıyla Kurân hakikatleri ezberlenildiğinde söz ve lafızları sonradan unutulsa dahi manası kalp ve ruha yerleşir
İlim tahsili kasdıyla ve hakikatleri kalp ve ruhumuza nakşetmek niyetiyle yapılan bir ezberin ardından velev ki manâ ve hakikati omuzlayan ve yüklenen söz ve lafızlar unutulsa da, bütün his ve duygulara yerleşen ve kökleşen o hakikatler ve manâlar oralarda bâki kalır. Yani lâfız ve söz unutulsa da manâsı kalp ve ruhumuza miras kalır.
Esma'ül Hüsna'yı ezberlemek cennete girmeye vesiledir
Hz. bu Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlulah (aleyhissalâtu vesselâm)  buyurdular ki: "Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer. Allah tektir, teki sever." (Buhârî, Müslim, Tirmizî)
Allah'a emanet olunuz. Kaynak: http://www.sorusorcevapbul.com - Kur'an'ı ve iman hakikatlerini ezberlemenin önemi nedir?

 

Bize Soru Sorun
Yorum Yapın

1430 - 1438 © www.SoruSorCevapBul.com